Ülkemizdeki emekliler, “sahte” enflasyon oranının açıklandığı 3 Ocak’tan itibaren eylemlerini hızlandırdı. AKP iktidarının en düşük emekli aylığını 20 bin liraya çıkarması üzerine de çeşitli emekli sendika ve dernekleri meydanlara indi.
Türkiye’deki emekli örgütlenmesi, özellikle Avrupa ile karşılaştırıldığında yasal bir sendika hakkının bulunmaması nedeniyle ağırlıklı olarak dernek statüsünde gerçekleşebiliyor. Yine ülkemizde emekli sendikası ya da derneği olarak çok fazla sayıda birbirinden bağımsız örgütlenmeler söz konusudur.
Emekli örgütlerinin genel talepleri, en düşük emekli maaşının asgari ücret düzeyine çıkarılması, maaşların gerçek enflasyona endekslenmesi, sağlık katkı paylarının kaldırılması, bayram ikramiyelerinin insanca yaşanabilir düzeye yükseltilmesi şeklindedir.
Türkiye’deki emekliler 17 milyonluk bir potansiyelle önemli bir güçtür. Nitekim Mart 2024’te yapılan yerel seçimlerde belli bir seçmen gücü olduğunu göstermiş, AKP’nin ikinci parti konumuna düşmesinde etkili olmuştur, denebilir.
Avrupa’da çalışanlar, emekli olduktan sonra sendikadan kopmuyorlar, Türkiye’de ise sendikal bağ kopuyor. Ülkemizdeki emekliler, işçi sınıfının örgütsel bir devamını ne yazık ki oluşturamadı, yasal anlamda emeklilerin sendika kurma hakkı yok. Sonuçta emekli hareketi, sınıf örgütlerince beslenemedi.