Tüm yetkilerin tek elde toplanması, nasıl olacak da bu ‘hantal’ devlet işleyişini hızlandıracak? Gazeteciliğe başladığım günden bu yana devletin ‘ceberut’ ve ‘hantal’ oluşu, bizzat devletin en tepesindeki isimler tarafından dile getirilir, çözüm olarak da yönetimde yerelleşme ve adem-i merkeziyetçilik önerilirdi.
Bu, ANAP’dan AKP’ye kadar tüm sağ partilerin reform programının da temel taşıydı.
Şimdi ise önerilen, her alanda merkezileşme. Tüm yetkilerin bir elde toplanması. Bu, sadece insanlık tarihinden çıkardığımız sonuçlara değil, bizim kendi tarihimize bile ters. Osmanlı, neredeyse son 300 yılını devlette reform çabalarına harcadı ve bu çabaların merkezinde, padişahın yetkilerini devlet bürokrasisine dağıtarak daha etkili bir yönetim kurması emeli vardı. Sadrazamlık müessesi, bu yüzden 18’inci yüzyıl sonlarında Saray’ın dışına taşındı.
Osmanlı’nın bile reddettiği bir merkezi yapıyı bugüne uyarlamak, ne fayda sağlayacak?
Kuşkusuz ki Türkiye’nin yönetim reformuna ihtiyacı vardı. Devlet sahiden tekliyordu. Ancak yeni sistem, eski sistemdeki sıkıntıları bizzat büyütme riski taşıyor.