Antibiyotik direncine karşı ulusal eylem planı

Türkiye, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) üyesi 38 ülke arasında en çok antibiyotik tüketen ve en yüksek oranda direnç gelişen ülke. Sağlık Bakanlığı, hazırladığı ‘Antimikrobiyal Direnç ile Mücadele Ulusal Eylem Planı 2026-2030‘ ile bu sorunlu alana el attı.

Fotoğraf: AA

Eylem planında dokuz hedef başlığı altında 24 strateji, her stratejinin kendi içinde detaylandırıldığı 140 faaliyet ve bu faaliyetlerde toplam 218 gösterge tanımlandı.

Planla, ‘tek sağlık‘ yaklaşımı doğrultusunda insan, hayvan, bitki ve çevre sağlığı alanlarında paydaş kurumlar arasında koordinasyonun güçlendirilmesi de hedefleniyor. Eylem planı; Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda, Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile uzmanlık dernekleri ve ilgili uzmanların katkı ve katılımıyla hazırlandı.

2050’de 10 milyon insan ölebilir

Tıp dilinde antimikrobiyal direnç denilen antibiyotik direnci, küresel bir halk sağlığı sorunu. Antibiyotiklerin uygunsuz, gereksiz ve kontrolsüz kullanımıyla bakteriler direnç geliştirdi. Bu dirençli mikroorganizmalar yayılmaya başladı.

Antimikrobiyal dirençle ilişkili olarak yılda yaklaşık beş milyon insan ölüyor. Bunların yaklaşık 1,27 milyonu doğrudan antimikrobiyal dirençle ilgili. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), daha 2015’te antimikrobiyal direnci küresel acil durum ilan etmişti.

Sorunun önüne geçilmemesi hâlinde, 2050’ye kadar her yıl yaklaşık on milyon insanın antimikrobiyal dirence bağlı nedenlerle öleceği öngörülüyor.

Avrupa Birliği’nde (AB), karbapenem (geniş etkili antibiyotik grubu) dirençli Klebsiella pneumoniae gibi tedavisi zor mikroorganizmaların neden olduğu enfeksiyonlardaki artışın birkaç faktörden kaynaklandığı düşünülüyor. En önemli faktör, yüksek miktarda antibiyotik tüketimi. Yaşlanma ve eşlik eden hastalıklar nedeniyle enfeksiyonlara yatkınlığı artan risk altındaki nüfusun büyümesi de bir etken. Üzerinde durulan bir diğer önemli faktör ise antibiyotik direncinin yüksek olduğu bölgelerden dirençli mikroorganizmaların başka bölgelere taşınması.

Yeni etki mekanizmalarına sahip neredeyse hiçbir yeni antibiyotik ileri aşama klinik denemelere yaklaşmıyor. Önümüzdeki yıllarda AB onayı alması beklenen, önemli yeniliklere sahip ürün sayısı sınırlı.

Türkiye’de direnç Avrupa ülkelerinin üzerinde

Türkiye’de antimikrobiyal direnç oranları, birçok bakteri türü açısından Avrupa ortalamasının üzerinde. Örneğin Escherichia coli suşlarında geniş spektrumlu beta-laktamaz antibiyotiklerine direnç genel ortalaması yüzde 68,2, Klebsiella pneumoniae suşlarında (ağır enfeksiyonlara yol açan bir bakteri) yüzde 75,1. Karbapenem dirençli Klebsiella pneumoniae oranı ise yüzde 73,34. Acinetobacter baumannii suşlarında (hastane kaynaklı enfeksiyonların sık sebebi) bu oran ortalama yüzde 92,07’ye çıkıyor.

Direncin artması, enfeksiyonların tedavisini güçleştirdiği gibi cerrahi operasyonlar gibi rutin tıbbi girişimleri dahi yüksek riskli hâle getiriyor. Artık tedavisi çok zorlaşan enfeksiyonlar her gün görülüyor. Bazı durumlarda hiç antibiyotik seçeneği yok. Enfeksiyon hastalıkları uzmanları bu nedenle farklı ilaç kombinasyonlarının nasıl kullanılabileceğini tartışıyor. Bazı hastalar ise maalesef tedavi edilemiyor.

Eylem planının dokuz hedefi

Antimikrobiyal Direnç ile Mücadele Ulusal Eylem Planı’nda ana hedefler şöyle sıralandı:

  • Antimikrobiyal direnç ile mücadele çalışmalarında paydaşlar arası koordinasyon ve işbirliğinin sağlanması.
  • Ulusal antimikrobiyal direnç sürveyans ağlarının güçlendirilmesi.
  • Ulusal antibiyotik tüketim sürveyansının güçlendirilmesi.
  • Enfeksiyonların önlenmesi ve kontrolü süreçlerinin güçlendirilmesi.
  • Antimikrobiyal yönetişim çalışmalarının güçlendirilmesi.
  • Hayvan sağlığında antimikrobiyal kullanımının kontrolü ve antimikrobiyal direnç yönetimi ile bitki sağlığında pestisit kullanımının kontrolü ve yönetimi.
  • Yeni antimikrobiyal ilaç, aşı ve hızlı tanı kitleri geliştirme araştırmalarının teşvik edilmesi ve yeni tanı testlerinin güncel olarak takip edilmesi.
  • Antimikrobiyal direnç gelişimi ve akılcı antimikrobiyal kullanım ile ilgili farkındalığın artırılması.
  • Antimikrobiyal direncin çevresel yayılımını azaltmaya yönelik ulusal düzeyde risk değerlendirmesi, mevzuat düzenlemesi ve atık su yönetiminin geliştirilmesine yönelik çalışmaların yapılması.

Prof. Dr. Emel Yılmaz: Antibiyotiklerin altın çağı bitti