BURAK ŞAHİN
buraksahin@diken.com.tr
AKP’li Antalya Büyükşehir Belediyesi’nce düzenlenen Altın Portakal Film Festivali’nde ön jüri tarafından yarışmaya değer bulunan Gezi eylemleri konulu belgeselin ‘festival yönetimi’nce programdan çıkarılması festival komitesi tarafından sansür değil, filmi korumaya yönelik bir karar olarak değerlendirildi.
Reyan Tuvi’nin ‘‘Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ adlı belgeseli, Türk Ceza Kanunu’nun şahsa ve cumhurbaşkanına hakaret suçlarını düzenleyen ‘125. ve 299. maddelerine aykırı ifade ve içerik’ nedeniyle yarışma programına alınmamıştı. Yönetimin bu kararı, ön jüride bulunan üç ismin yazılı açıklamasıyla ortaya çıkmıştı.
Diken’in öğrendiğine göre sansür kararı, film festival yönetimine bağlı hukuki danışmanlar tarafından izlendikten sonra alındı.
Görüşüne başvurduğumuz festival direktörü görüş belirtmekten kaçınırken festival komitesinin bir üyesi, belgeselde dönemin başbakanı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a küfredildiği bölümlerin yer aldığını ve söz konusu ifadelerin hukuki danışmanlara göre suç teşkil ettiğini söyledi.
Filmin programdan çıkarılmasınını ‘sansür’ olduğunda ısrar eden ön jüriye göre ise komite filmi sahiplense bir çözüm yolu bulunabilirdi.
Festivali komitesinden Taşçıyan: Biz filmi korumak istedik
Festival komitesinden yer alan, aynı zamanda Sinema Yazarları Yönetim Kurulu Genel Başkanı Alin Taşçıyan, hukuki danışmanların suç isnatına atıfta bulunarak, “Film halka açık ve ücretsiz gösterilecekti. Bu sorumluluğu üstümüze alamazdık.”
Komite olarak filmi ‘korumak istediklerini’ belirten Taşçıyan, yönetmeni ve ön jüriyi eleştirmekten de geri durmadı: “Filmin içinde kişilik hakları ihlali olan bölümlere müdahale edemezdik. Asıl bu sansür olurdu. Yönetmen de bize böyle bir teklifle gelmedi. Konuşmalar sürerken ön jüri böyle bir açıklama yaptı.”
Üç kişilik komitede Taşçıyan’ın yanısıra Hülya Uçansu ve Zeynep Özbatur Atakan da bulunuyor.
Ön jüriden Çetinbaş: İtirazlarımız sonuç vermedi
Berke Baş, Ayşe Çetinbaş ve Seray Genç’ten oluşan yarışmanın ön jürisinden yapımcı ve yönetmen Ayşe Çetinbaş ise yarışmaya değer buldukları belgeselin programdan çıkarıldığını öğrendikten sonra, komiteye itiraz ettiklerini belirterek şunları söyledi: “Bunun bir sansür olduğunu ve gerekli düzeltmenin yapılmasını talep ettik. İtirazlarımız sonuç bulmadı ve komite geri adım atmadı. Biz de açıklama yapmak zorunda kaldık” dedi.
‘Yönetmenle çözüm diyaloğuna girilmedi’
“Festival komitesi filmi sahiplenydi bir çözüm yolu bulunabilirdi” diyen Çetinbaş sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu bir belgesel film. Küfürleri göze sokan bir bakış açısına da sahip değil. Gezi eylemleri sırasında çekim yapılmış ve ne olduysa onu yansıtmış bir belgesel. Ancak buna rağmen festival yönetimi bu sahnelerden rahatsız olduğunu belirtip yönetmenle çözüm için diyaloğa girebilirdi. Bildiğim kadarıyla böyle bir şey olmadı” diye konuştu.
Yönetmen Tuvi: Her şey söylendi
Yönetmen Reyan Tuvi ise karara dair her şeyin ön jürinin açıklamasında söylendiğini belirtip spekülasyona girmek istemediğini söyledi.
Tuvi dün filminin nisan ayından itibaren Türkiye’nin birçok yerinde gösterildiğini ifade edip, “Antalya’dakine benzer hukuki ya da ahlaki bir açıklamayla hiçbir yerde karşılaşmadık” demişti.
‘Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ belgesel filminin tanıtım yazısında “Film, bu toprakların mozayiğini oluşturan ve Gezi’de yerini alan farklı yaşam tarzlarına ve ideolojilere sahip karakterlerin, kaderlerini değiştirme içgüdüsüyle, yeryüzünü nasıl hayal ediyorlarsa Gezi’de de öyle bir dünya kurmak için verdikleri mücadeleyi anlatıyor” deniyor.
Festival Direktörü Elif Dağdeviren: Süreç devam ediyor
Sansür kararının alındığı festival yönetiminden Elif Dağdeviren ise şu aşamada görüş belirtmek istemediğini söyledi. Festival Direktörü Dağdeviren, “Süreç devamda” diyerek yönetimin daha sonra bir açıklama yapabileceğini ima etti.
Yönetimden sabah yapılan açıklamada ise “Festival yönetimlerinin bu seçkiyi, özellikle halka açık ve ücretsiz yapılacak bir gösterim programına dahil etme kriteri, insan haklarını rencide etmeyecek, etik ve hukuki kriterleri karşısına almayacak olmasıdır” vurgusu yapılıp sansür uygulanmadığı savunulmuştu.
O iki madddede ne deniyor?
Sansüre gerekçe gösterilen TCK maddelerinden biri kamu görevlileri dahil şahsi hakaret suçunu, diğeri de Cumharbaşkanı’na hakaret suçunu düzenliyor.
Madde 125
HAKARET
(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
(3) Hakaret suçunun;
a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,
İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
(4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
(5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.
MADDE 299
CUMHURBAŞKANINA HAKARET
(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Verilecek ceza, suçun alenen işlenmesi hâlinde, altıda biri; basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, üçte biri oranında artırılır.
(3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.