Gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül’ün duruşmasına katıldığı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın hışmına uğrayan yabancı diplomatlardan Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Martin Erdmann, 22 Nisan’da ‘Barış İçin Akademisyenler’ üyesi dört akademisyenin duruşmasına katılmayı da değerlendirdiklerini açıkladı.

Erdmann, o günlerde söz konusu katılımı nedeniyle, hemen ertesinde de bu kez Alman kamu televizyonunda NDR’de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı hicveden bir klibin yayınlanması üzerine dışişlerine çağrılmıştı.
Cumhuriyet’ten Selin Ongun ile görüşen Alman elçi, bir kere de öğretmenlere yönelik bir okul kitabında geçen ‘soykırım’ ifadesinden dolayı dışişlerine çağrılmış.
Erdmann, “Bu, aslında iki müttefik ülke arasında nadir görülen bir durum. Ama Türk dışişleri bakanlığı bu anlamda meşru hakkını kullanıyor. Bakanlık beni istediği zaman çağırabilir. Gece ikide çağırsınlar yine giderim” diye konuştu.
Alman elçi, Erdoğan’la ilgili klibe yönelik Ankara’nın tepkisini ise şöyle yorumladı: “Yangına körükle gitmek istemiyorum. Oluşan bu tablo gösterdi ki mizah konusunda birbirinden farklı kültürler var. Almanya’da ‘Hiçbir hükümet fikir ve sanat alanında herhangi bir sınırlama ya da engelleme koyamaz’. Bu olay sayesinde kültürel hassasiyetlerin ne kadar farklı olabileceği görüldü.”
Erdmann, “Global dünyada bir ülkedeki iç mesele başka bir ülkenin iç meselesi haline dönüşebiliyor. Fakat bizlerin, Almanya ve Türkiye’nin arasındaki ilişki global dönemle sınırla değil, analog telefon döneminde bile aramızda önemli bir ilişki vardı” dedi.
Alman diplomat, “Almanya’da yaşayan Türk vatandaşları Türkiye’deki seçimlere katılabiliyorlar. Türkiye’nin önde gelen siyasileri Almanya’da seçim kampanyası yapabiliyor. Dünyada başka hiçbir yerde böyle bir şey göremezsiniz” diyerek Türkiye’yle ilgili gelişmelerin Alman basınında ilk sayfada yer almasının doğal olduğunu belirtti.
Davaları izleme hakkımız var
Diplomatların Dündar ve Gül’ün duruşmasına katılmasıyla ilgili tartışmanın Almanya bağlantılı olarak alevlenmesini istemediğini belirten Erdmann şöyle devam etti: “Bu konuda Almanya’nın pozisyonu bellidir: ‘Uluslararası ilişkiler gereği diplomatlarımızın dışarıdaki ülkelerde görülen davaları izleme hakkı vardır.’ Biz ilgili makamlara resmi olarak katılacağımızı bildirdik. Oraya giderken yanıma telefonumu götürmedim. Hakim gizlilik kararı alır almaz duruşma salonunu terk ettim. Medyada açıklama yapmadım. Tweet atmadım.”
22 Nisan’da görülecek tutuklu akademisyenlerin duruşmasına katılıp katılmayacağına dair henüz karar vermediğini söyleyen Erdmann, Dündar ve Gül’ün gizlilik kararı alınan davasını izlemek için bakanlığa başvurduğu söylentileri hakkında ise ‘yorum yapmamayı’ seçti.
Eleştirilere yanıt
Büyükelçi, bazı AB uzmanlarının, mülteci anlaşması nedeniyle Türkiye’deki hak ihlallerinin görmezden gelindiği yorumlarını da şöyle değerlendirdi: “Bu bir masal. Türkiye’deki eksiklikleri elbette görüyoruz, yorum yapıyoruz. AB İlerleme Raporu’nda bunlar somut biçimde yer alıyor. Özellikle Can Dündar ve Erdem Gül davasıyla ilgili olarak, basın, ifade, mizah, sanat özgürlüğü anlamında oldukça somut ve sakin biçimde tavrımızı ve pozisyonumuzu ortaya koyuyoruz. Başkan Obama’nın söylediğini düşünün. Avrupa’daki liderler de aynı şekilde eleştiriyor. Brüksel’de yapılan zirve toplantılarında da bu gündem maddeleri ele alınıyor elbette.”
Büyükelçi bu konuşmaların pazar yerinde megafonla ilan edilmek yerine, kapalı kapılar ardından tartışıldığını da belirtti.