Kamuoyu gibi muhalefet de olayı doğru okumuşlardı, bu AKP’ye bağlı yargının darbesiydi. Dünya basını ve kamuoyunun kanaati de bu yöndeydi.
Olaya doğru teşhis koyan İmamoğlu, kararın açıklanacağı anda herkesi Saraçhane’ye çağırmış, çağrı 14 ve bilhassa 15 Aralık günü geniş çapta destek bulmuştu. 2023 seçimlerine az kala AKP demokrasinin kurallarına uymayacağını, Türkiye’yi sandığa dikta altında götüreceğini ortaya koymuştu. Bu durumda, CHP de Millet İttifakı da sokaktan başka yol kalmadığını görmüş, Saraçhane buluşmalarıyla bunun ilk adımını atmışlardı.
Diktaya devam diyen AKP’ye muhalefet demokrasi çağrısı ile yanıt veriyor.
Bu durumda, diktaya karşı demokrasi savaşımını, diktanın kurumlarıyla vermek zorunda kalan muhalefetin işinin güç olduğu görülüyor. Bağımlı yargının İmamoğlu davasındaki tavrı, 2023 seçimlerinin adil, güvenli ve dürüst şekilde yapılmayacağını göstermiştir. Seçmen kütüklerinin Süleyman Soylu’nun başında bulunduğu İçişleri Bakanlığı tarafından düzenlendiği ve güvenliğini bu davadaki tavrı ile kimsenin bağımsız olduğunu iddia edemeyeceği bir yargının denetimindeki seçime, gerçekten seçim demenin mümkün olmayacağı açıktır.