CHP etrafında kümelenen, kendilerine “post-post Kemalist” diyen yeni Kemalistler, Türkiye’nin sosyo-ekonomik gerçeklere meylettiğini, kültürel kimlik baskısının aşıldığını, bunun üreteceği yeni seçmen ittifaklarının CHP’yi iktidara taşıyacağını söylüyorlar.
Gerçekten öyle mi?
Çok şüpheli.
Kemalist okuma, her zamanki gibi temennilerini gerçek sanıyor, hayalindeki toplumla yaşayan toplumu karıştırıyor.
Modern cephede öne çıkan hassasiyet, görece olarak, laik yaşam biçimine yönelik tehditlerden çok, keyfilik, muhafazakâr kimlik ve tek adam hegemonyası etrafında şekillenmekte ve siyasallaşmaktadır.
Muhafazakâr kesimde ise kültürel-dindar aidiyet şemsiyesi yerini millî kimlik, siyaset ve hegemonyaya bırakmış görünüyor.
Velhasıl Yeni Parti’nin bu durumu dikkate almadan, hiçbir şey yapmadan, Erdoğan karşıtlığıyla, salt sosyo-ekonomik olana vurgu yaparak, eleştiri siyasetiyle iktidara gelmesi pek mümkün görünmüyor.