Devlet güvenliği, milli güvenlik politikaları karşısında temel hak ve hürriyetleri alanı daralan insan…
İran’da insanlar ölüyor, göç ediyor, her anlamda güvensizlik zirve yapıyor… Ama konuşulan devlet, hangisinin kazandığı, hangisinin az yaralı olduğu…
İnsani güvenlik kavramı, mili güvenlik, devlet güvenliği kavramı karşısında 90’larda ortaya atılmıştı… Güvenlik hiyerarşisinde “devlet”ten “insan”a, “milli”den “birey”e doğru bir ağırlık kayması arayışını ifade ederdi.
Bugün araba yokuş geriye doğru son hızla geri gidiyor.
Açıkçası ulusal veya uluslararası alanda devlet şiddeti çağında yaşıyoruz.
Sürekli bir seferberlik ve tehlike hali semaları hiç terk etmiyor.
Bizdeki siyasal durum buna başka örnek.
Askeri vesayet dönemindeki tehdit ve tehlike dili, oradan kaynaklanan güvenlikçi yaklaşımı, bugün bir başkası ikame etmiş durumda.
Rejimimiz, yargımız, siyasetimiz şiddet merkezli…
Her genel seçime tehdit ve tehlikeye endeksli kutuplaşma rüzgarı, bir meydan savaşı, büyük hesaplaşma havası içinde giren bir ülkeyiz.
Hukuk devleti kurallarının biteviye tahrip edilmesi, bir güvenlik zorunluluğu olarak açıklanması buna açık bir örnek…
Şiddet iklimi işte burada…