Türkiye’de Hazine ile vatandaşın durumu bir yönden birbirine çok benziyor. Hazine borcunu çevirebilmek için sürekli yeni borç almak, vatandaş da aynı şekilde kredi kartı borcunu ödeyebilmek için yeni borçlanmaya gitmek, bunun için de diğer kredi kartını kullanmak durumunda…
Vatandaş yıpranmış cüzdanını çıkarıyor, bir bakıyorsunuz en az dört-beş kredi kartı. Bir kartın borcu, daha doğrusu en az ödeme tutarı bir şekilde diğer kartla kapatılıyor. Kapatılıyor ama bu işlem sürekli olarak faiz yükü oluşmasına yol açıyor. Tam bir kısır döngü. Borca batan vatandaş tümüyle batmamak için debelenip duruyor; günü, ayı kurtarmaya çalışıyor. Müthiş bir çaresizlik…
Hazine’nin durumu çok farklı mı ki?
Daha şunun şurasında 2020’de yıllık bazda yüzde 10 dolayında faizle borçlanılırken şimdi gelinmiş yüzde 35-40’lara…
Giderek yükselen borçlanma faizi hiç kuşku yok ki ödemeyi yukarı itecekti ve nitekim itiyor da…
Yılın ilk yarısında iç borç için 1,8 trilyonu anapara, 1,3 trilyonu da faizden oluşmak üzere toplam 3,1 trilyon lira ödeme yapıldı.
Yılın ikinci yarısında da temmuz ayı başında yapılan projeksiyona göre toplam 2,1 trilyon liralık ödeme gerçekleştirilecek. Bu tutarın 1,1 trilyonu anapara, 1 trilyondan biraz fazlası da faizden oluşacak.
Böylece yılın tümündeki iç borç anapara ve faiz ödemesi 5,2 trilyon lirayı bulacak.
Bu tutarın 2,3 trilyon lirası faiz…