AKP'nin patronlar kulübü MÜSİAD da kabul etti: Borca dayalı büyüme oldu

AKP çizgisindeki patronların örgütlendiği Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı Abdurrahman Kaan, AKP’nin ekonomik başarısı ile övünmek için sık sık dile getirdiği yüksek büyüme rakamlarını “Borca dayalı büyüme oldu” diye niteledi.

Böylece iktisatçıların sık sık eleştiri getirdiği Türkiye’nin 2002’den bu yana borç alarak büyüdüğü tespiti ilk kez AKP’ye yakın bir kuruluş tarafından da dile getirilmiş oldu.

Fotoğraf: DHA

Yeni Akit gazetesinin ekonomi müdürü Mehmet Canıtatlı’ya konuşan  Abdurrahman Kaan, son dönemde Türkiye’yenin iktisadi büyümesininin engellendiğini savundu.

“Maalesef yeni dönemde yüzde 7-8 oranında büyümeyi unutacağız. Dolar bağımlısı bir toplum haline gelmek bizim eksik tarafımızdır” diyen Kaan ‘diriliş ekonomisi’ ile üretime geçmenin, tüketim ekonomisinden üretim ekonomisine doğru yönelinmesi gerektiğini daha önce de gündeme getirdiğini anlattı.

Krizden faizsiz model çıkarttı

Kaan’ın soruna teşhisi ve çözüm önerisi şöyle: “AK Parti iktidarı döneminde kapasite kullanım oranları arttı. Bizlerin orta ölçekli sanayi bölgeleri kurmamız gerektiğini, faiz dışı fazladan yatırım dışı fazlaya geçmemiz gerektiğini söylemiştim. Amacımız üretimin artırılmasıdır. Bugün Türkiye’deki krizin ana sebebi döviz açığıdır. Borca dayalı bir büyüme oldu. MÜSİAD olarak yaptığımız açıklamalarda, faizsiz modeller geliştireceğimizi söyledik. Faizin neden olduğu yükü tamamen kaldıracak projelerimizden söz etmiştik. Şimdi bunları açıklama zamanı geldi. Bir kısmı hayata geçirilen projelerimiz arasında girişim sermayesi fonu, tarımsal yatırım fonu, gayrimenkul yatırım fonu, kooperatif finans sistemi gibi ekonomiye katkı sağlayacak olanlar var. Bu saydıklarım faizsiz modellerdir.”

‘Köprü ekipmanını bile ithal üründen seçtik’

Piyasada kur yükselmesinden sonra fiyat artışlarının tam olarak yapılmadığını da savunan Kaan şöyle devam etti: “Türkiye’de döviz açığının olmasının sebebini iyi tahlil etmek lazım. İhracatın artması, petrolün varil fiyatının aşağıya düşmesi, Türkiye’nin büyümesiyle birlikte döviz kurunun TL karşısındaki değeri düşük seyretti. Bu süreçte dışarıdan mal ithal etmek içerideki maliyetlere göre daha cazip geldi. Bu bir alışkanlık haline geldi. Burada göz ardı edilen bir gerçek var ki, o da nüfus artış hızımızdır. AK Parti iktidara geldiğinde nüfusumuz 67 milyon iken şimdi mülteci ve diğer yabancıların katılımıyla birlikte 86 milyona ulaştık. Sonuçta senede nüfusu bir milyon artan ülkeyiz. 5 yıl içinde nüfusumuz iki Katar büyüklüğünde artacak. Bu süreçte üretimdeki planlama yeterli yapılamadığı için uygun fiyatlı görüldüğünden ithalat ağırlıklı mal alımına gidildi. Üçüncü havalimanı gibi büyük yatırımlarda kullandığımız ekipmanları bile ithal ürünlerden seçtik. Dolardaki değer artışı karşısında geçen ay ithalatta yüzde 36’lık bir gerileme yaşandı. Eylül ayında daha da düşecektir. Şu anda ithalat yapmak maliyetleri kurtarmaz.”