Ne zaman çocuğa, kadına yönelik tüyler ürpertici bir barbarlıkla sarsılsak aklımıza ilk gelen şey, idam cezası…
Özgecan vahşice katledildiğinde yüreğimiz ağızda ne istediysek, Eylül’le Leyla’nın cansız bedenlerine ulaşıldığında istediğimiz de o; idam geri gelsin…
Çocuklarını, kadınlarını şiddet ve sapıklıklardan başka türlü koruyamayan bir toplumun ortak hissiyatına dönüştü, takıntı haline geldi idam.
Biri, ikisi ibret-i alem için ipte sallandırılırsa duracak mı peki bu saldırı ve cinayetler, korkacak mı bu gözü dönmüş caniler?
İstatistikler pek öyle demiyor…
Af Örgütü ile Woman Stats Project’in verileri karşılaştırıldığında çıkan şu: İdam cezasının en çok uygulandığı ülkelerle dünyada tecavüzün en yaygın görüldüğü ülkeler çakışıyor, ayrışmıyor.
Çin, Hindistan, ABD, Pakistan, Afganistan, İran, Suud diye giden ortak bir idam ve cinsel suç haritası…
İdamın sokakta, göz önünde infaz edilmesi bile caydırıcı olamıyor, sapık terörünü ortadan kaldırmıyor. Azalttığını, önlediğini, cinsel saldırı oranlarını düşürdüğünü söyleyecek kadar anlamlı bir farklılık göstermiyor istatistikler.