Halkın durumu bir gerçeği ifade etmektedir ve bu sorunun çözümü, politik ve ekonomik mücadelenin birlikte verilmesidir. Ama bu yanıt doğal olarak nasıl bir politik mücadele, nasıl bir ekonomik mücadele, eğer birlikte verilmesi gerekiyorsa bu birlik nasıl sağlanacak sorularına da kapıyı aralar.
Peki ama politik ve ekonomik mücadelenin birlikte yürümesinin zorunluluğu nereden kaynaklanıyor? Bu zorunluluk emekçi kitlelere yeterince anlatılabiliyor mu? Bugün işçi ve emekçi kitlelerin önemli bir kesimi yaşadıkları ekonomik sorunların önemli bir kısmının iktidardan ve onun politik tercihlerinden kaynaklandığını ya yeterince bilmemekte ya da yapılan demagojilere, üretilen gerekçelere -savaş, fırsatçılar, vurguncular vb. kanmaktadır.
Oysa iktidar tarafından politik amaçlarla alınan tüm kararlar -vergi sisteminden teşviklere, asgari ücret belirlenmesinden, maaş artışlarına, sözde enflasyonun önlenmesine vb. kadar- işçi ve emekçi kitleleri doğrudan ilgilendirmekte, onların sırtındaki yükü daha da ağırlaştırmaktadır.
Emekçi kitlelerin aradaki bağı görebilmesi, mücadelelerini politik alana doğru genişletmeleri gerekir. Bu genişleme sermayenin egemenliği ve onun yıkılması bilincini edinmeye doğru ilerlediğinde ise, kısmi kazanımlarla yetinilmeyeceği, kökten çözüm hedefinin gündeme alınacağı beklenmelidir.
Sorun halkta değil; halkı mücadelenin içine çekecek, işçi sınıfı ve emekçi kitlelerin politik ve ekonomik mücadelenin bilinçli özneleri olarak hareket etmesini sağlayacak olanların yetenek ve becerilerini yeterince harekete geçirip geçirmediğindedir.