Birtakım hazır kalıp sözler söyleyebiliriz. İçinde, “Batı’nın geleneksel Türk-İslam düşmanlığı”, “Güçlü Türkiye’den rahatsız oluyorlar”, “Haçlı ruhu” geçen cümleler kurabiliriz ve doğru sonuçlara ulaşırız.
Esasında böyledir… Travmatik bir geçmişten bakan Batı, Türkiye’yle meselesini henüz halledemedi. Daha doğrusu, halledememiş ki, kendisine benzeterek tehdit olmaktan çıkardığı ve kısmen “başardığı” Türkiye’nin, tam da kendisine benzeyen noktalarda yeniden ispat-ı vücut etmesini istemiyor.
Bu yüzden “şuursuzca” saldırıyor ve eline geçirdiği her malzemeyi fırlatıyor..
Uluslararası hukukta bunun adı “savaş”tır.
Batı’yı (hususen Almanya’yı) bu savaşa icbar eden, 15 Temmuz darbe girişiminin bastırılmış olması ve milletin “kurucu” vasfını elde etmesidir.
Türkiye, tarihinde ilk kez, “dış dinamikler”den bağımsız olarak idari sistem değişikliğine gidiyor, yani kendisini yeniden kuruyor.
Bütün gürültü de buradan kopuyor!