Liberaller, bazı liberal sol gruplar, şimdi maalesef hapislerde çürümeye terk edilen Ahmet Altan’lar, Mehmet Altan’lar, Perihan Ablalar, Taraf gazetesi çevresi, Cihangir tayfası, Kemalizme hastalık derecesinde düşman olanlar, ülkede askeri vesayetin geriletilmesinden başka hiçbir dert olmadığını düşünenler…
Alayı birden toplanmış “Evet” diyordu.
Pardon!
“Yetmez ama evet” diyordu.
“Evet” cephesinin motor gücü kimdi biliyor musunuz?
Fetullahçılar!
… Nasıl sonuçlandı?
Nasıl sonuçlanacak? Tam bir felaketle!
HSYK’yı, Yargıtay’ı, kritik tüm mahkemeleri Fetullahçılar ele geçirdi.
Yargı vesayetini kaldırmak için yola çıkanlar, bir de baktılar ki… Koca yargı, Fetullah’ın vesayetine geçivermiş.
Fetullah’ın darbe yapmaya yeltenecek cüreti bulabilmesinde en büyük faktör olmuştu o referandumdan çıkan evet…
Bu hikâyenin sonu şöyle bitti:
Çok pişman oldular çok, “Yandım Allah” diye kaçtılar o referandumun sonuçlarından ve şimdi tövbe üstüne tövbe ediyorlar.
Bir de ders çıkardılar tabii…
“Yetmez ama evet” demeyi unuttular.
İşte bakın:
Bugün “evet” cephesinden hiç kimse bu sloganla çıkmıyor ortaya…
Neden peki?
Sanırım şu üç nedenle:
BİR: Hiç kimse o tatsız hatırayı yeniden canlandırmak istemiyor.
İKİ: Bu seferkinin yetip de artacağından fazlasıyla eminler.
ÜÇ: “Yetmez ama evet” kampanyası yapabileceklerin çoğu hapiste…