DEPREM döneminde AHBAP’a bağış çağrıları yapan ünlülerin verdikleri ifadelere bakıyorum.
Şöyle şeyler söylemişler:
Biz Haluk Levent’in sahtekâr olduğunu daha ilk günlerde fark etmiştik.
O zaman en yakınlarımızı bu konuda uyarmıştık.
“Sakın AHBAP’a bağış yapmayın” demiştik en yakınlarımıza.
Şu işe bakın hele!
Haluk Levent’in üçkağıtçı olduğunu sadece eşlerine, dostlarına fısıldamışlar.
Ama kitleyi uyarmak akıllarına bile gelmemiş.
Kendileri bağış yapmamışlar. Eşlerine dostlarına bağış yaptırmamışlar.
Ama her şeyi kitleye kilitlemeyi de içlerine sindirebilmişler.
Ey kitle!
Şunu asla aklından çıkarma: Bunlar hep kendilerini ve yakınlarını kurtarır, olan da hep sana ve senin gibilere olur.
‘BAĞIŞLARINIZI AHBAP’A YAPIN’ DİYENLERDEN OLSAYDIM
Çok utanırdım.
Eve kilitlerdim kendimi, odalarda ışıksız falan.
Siyasal analizin bir daha kıyısına bile yaklaşmazdım.
Şöyle kallavi bir özeleştiri verirdim: “Ben insan tanımıyorum, beni dikkate almayın.”
Bir kıyı kasabasında balıkçılık… Ciddi ciddi düşünürdüm.
Kapatırdım sosyal medya hesaplarımı.
Rezil olmasını bilirdim en azından.