Siyasi açıdan da ahlaki değil, çünkü Diyanet İşleri Başkanı hâlihazırda bizzat Cumhuriyetin kurumlarından birinin başında bulunuyor. Velinimetini ret mi ediyor? Kaldı ki bu kurumun kuruluş amacı dinî aydınlanmayı sağlamak.
Hurafelerle mücadele etmek..
Dinî bilimleri öncelemek ve çalışmalarında akademik bakışı öne çıkarmak. Dolayısı ile Diyanet İşleri Başkanı, kurumsal davranış ve beklentilere aykırı davranmıştır. Bu yönüyle, bir devlet kurumunun dinî önderi olmaktan çok, bir grubun ideolojik memuruna uygun davranmıştır.
Bu yönüyle elbette, herkesin başkanı olamaz. Hepimizi temsil edemez.
Bu ülkede yaşayan müminlerin çoğu, Diyanet İşleri Başkanı’nın davranışını onaylamadığı gibi yadırgamaktadır.
Devletin/hukukun kişilere tanıdığı yetkileri, kişiler, hukukun emrettiği ve gerektiği gibi kullanmalıdırlar. Bunu yapmıyorlarsa, ortada derin çatlaklar olacak ve gün gelecek bu çatlaklar, toplumsal çatışmalara doğru evrilecektir. Buna kimsenin hakkı yoktur.
Hale Diyanet’in hiç yoktur.
Türkiye’yi yönetenler rejim tartışmalarına bir son vermek zorundadır.