NURCAN GÜNDÜZ*
@nurcan_gunduz
“Biz buraya adaletin yerine gelmesi için mücadeleye gelmedik. Adaletin tecelli ettiğine kendimiz şahit olmaya geldik!” Sertaç İpekcioğlu
(Editör notu: 6 Şubat depremlerinde Adıyaman’da yıkılan İsias Otel’in enkazında 72 kişi can verdi. Ölenler arasında 35 Kıbrıslı Türk de vardı. 26’sı Gazimağusa Türk Maarif Koleji öğrencisiydi.)

6 Şubat 2023 Pazartesi’den bugüne tam bir yıl geçti. Zaman hiç yaşamak istemediğimiz bir sürü tecrübeyi beraberinde getirdi o günden bugüne. Hani demiştim ya ruhumuzda var olduğunu bilmediğimiz yerlerimizi hissettik diye, neleri neleri bilmiyormuşuz meğer!
Aklımızda, ruhumuzda ne dehlizler varmış. Ayrıca yürek diye bir şey varmış hakikaten kalpten farklı, gönülden değişik… Ne dostluklar, ne yoldaşlıklar varmış hayatta. Ne duygudaşlıklar varmış yüreklerin en dibinde, gözlerin içlerinde. İçtenlikle sevmek, özlemek, nefret etmek, tiksinmek, dayanışmak, direnmek, uyumamak, ağlamak, güzel anısı gözünün önüne gelince gülümsemek, uykuyu rüyanda onu görmek için beklemek, hep bir ummak… rüyanda görmeyi, bunun kabus olmasını, bu özlemin bir nebze azalmasını, adaletin bir an önce yerine gelmesini, suçluların cezasını çekmeye başlamasını görmeyi ummak.

Duygular tekrarlanıyor kısacası. Bir duyguyu hissediyorsunuz ve hissederken de içinizden diyorsunuz, “Bunu yine hissedeceğim.” Yine hissedeceğim bunu, yine özlemekten ağlayacağım, rüyamda görürsem diye uykuya dalmaya çalışacağım, doğum gününde ne yapacağımı düşünürken yine ateş basacak beni, “Keşke gitmeselerdi…” İşte bu sonuncusu var ya sonuncusu, cayır cayır yine yakacak…
Bir de sorular var sorulan sık sık. Değişik sorular gibi bence ama kim bilir belki bize değişik geliyordur ya da sadece bana değişik geliyordur, bilemiyorum. “Bir tek sizin çocuklarınız mı öldü?”, “Acınız geçmedi mi?”, “İyi misiniz?” Evet kardeşim bir tek bizim çocuklarımız öldü. Bir tek biz üzgünüz. Hayır geçmedi acımız. İyi falan da değiliz.
Küçücük bedenleriyle tonlara gömdüğünüz, ezdiğiniz o evlatlar, kısacık ömürlerinde kimseyi üzmemişti, hep ‘iyi‘ için yaşadılar. Biz de onların adaleti için yaşıyoruz, yaşayacağız. Söz verdik onlara, adaleti göreceğiz. O yüzden bir tek bizim çocuklarımız öldü. Bir tek biz üzgünüz ve acımız geçmedi, geçmeyecek.

Adaleti görmemiz ancak bu acının nefes alınabilir hale gelmesini sağlayacak diye umuyoruz. Bu da bir umut elbette. Belki hayattaki tek evladını kaybedenlerimiz, hem evlatlarını hem eşini kaybedenlerimiz ve tüm ailesini yitirip yapayalnız kalanlarımız ‘adalet‘ yerini bulsa da nefes alamayacak acıdan. Yaşayacağız -ne kadar zor olursa olsun- ve göreceğiz.
Suçluların telaşı içinde değiller, hem de hiç!
Bu yazıların ilk ikisi (Mağusa Limanı ve Mağusa’nın Şampiyonları ağıtı: Bizi öldürenlerde yoktur din iman ve İnsan aile üyelerinden bazılarını tanımamış olmayı diler mi? depremin ilk haftasında ve üçüncü ayında yazıldı. Hukuksal süreçlerin belli bir olgunluğa ulaşmadığı, bazı temennileri paylaştığımız yazılardı. Bu süreçte ceza davalarının birincisi için iddianame hazırlandı ve kamu davası açıldı.
Diğer ceza davası bu garabete, bu felakete izinleri veren tüm kamu görevlilerinin cezai sorumluluklarının ortaya döküleceği, suçlu olanların cezalandırılacağı ikinci ceza davası olacak. Bunun için Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı, İçişleri Bakanlığı’ndan soruşturma izni istedi ancak henüz dosyada bir gelişme yok. Bilinsin, bu davanın da takipçisiyiz, en az birincisi kadar. Çünkü açık olan bir şey varsa o da şu: Bu insanlar bu ‘şey‘i inşa ederken, ruhsatları alırken, otel olarak çalıştırmaya başlarken bir takım izinleri almak üzere başvurdu ve bu izinleri aldı. Nasıl oluyor da bunca arızayı barındıran bu garabet bir tamam alıyor bütün izinlerini? Bunu göreceğiz işte bu ikinci ceza davasıyla. Kamu görevlisi de olsa, yetkili de olsa, etkili de olsa cezasını çekmesi için çalışacağız. Sonuçta yetki demek sorumluluk demek. Madem ki o ruhsatları vermeye yetkilisiniz, ortaya çıkan sonuçtan da sorumlusunuz. Bakalım ne kadar ve nasıl sorumlusunuz. Göreceğiz.
Diyeceğim, ilk ceza davasının ilk duruşması yapıldı. 3 Ocak 2024’te ilk celse için Adıyaman’a gittik. Üç gün süreceği öngörülen duruşma dört gün sürdü. Dört koca gün biz, aileler, avukatlar ve Kıbrıs’tan dava için gelen herkes, o cehennemin önünden geçerek gittiğimiz Adıyaman Adliye Sarayı’nda yaşadık adeta. Yaşamak denirse tabii buna!
İlk gün, 3 Ocak 2024. Adliyeye gittik. İsias Otel’in sahipleri ve fennî mesulleri yargılandıkları dava için duruşma salonuna gelmediler. Sesli ve görüntülü iletişim sistemiyle katıldılar duruşmaya. Hiç ama hiç suçluların telaşı içinde değillerdi. En ufak bir pişmanlık hissetmeden oturdular ‘karşımıza’. Aileler, avukatlar, basın izledik bu telaşsızlığı. Sakinliği ve rahatlığı izledik.
Suçlu Ahmet Bozkurt’un rahatça “Ben suçlu olsaydım kendimi enkazda öldürürdüm”, “Enkazdan sesler geliyordu, çocuklar üçüncü gün soğuktan donarak öldüler” vb. can sıkıcı cümleler kurduğu, müdafilerin canhıraş müvekkillerini savunduğu ama çoğunlukla bir savunma sanatı icrasından çok beceriksiz bir telaş görüntüsü verdiği anlar yaşandı. Dört tam gün sürdü bu. Sabah 09:00’dan gecelere kadar.
Duyduklarımızı duymak istemediğimiz, gördüklerimizi görmek istemediğimiz, iliğimize, kemiğimize kadar varlığımızdan tiksindiğimiz günler yaşadık. Avukatlık, hukuk üstümüze yapıştı, çıkaramadık. Çıkarıp asmak, çocuklarımızı, arkadaşlarımızı kaybettiğimiz yerde hıçkıra hıçkıra ağlamak isterdik belki ya da yapabilsek iyi gelirdi, yapamadık. O cehennemin önünden geçerken bile bakmadık, kafamızı tam ters yönüne çevirdik Atatürk Bulvarı’nın.
Fiziksel, zihinsel ve ruhsal olarak hiç dinlenmeden ama fiziksel, zihinsel ve ruhsal olarak birbirimize sarılarak dört gün geçirdik. En sonunda sinirlerin iyice harap olduğu, ailelerin dakika başı öldüğü, savunma adına söylenenlerle adeta acımızla dalga geçilen, ok gibi içimize saplanan dört koca gün ve gece geçirdik.
İçin acırken bir yandan da işini yapmaya çalışmak zor hakikaten. Notlar alınacak, meslektaşlarla istişare yapılacak, gelecekteki işler planlanacak ama bir yandan da üzüntüden gebermeyeceksin! Nasıl zor anlatamam. Bir de herkesin bir işi, bir uzmanlık alanı olduğunu hatırlamakta güçlük çeken milletiz malum. Akıl fikir veren verene sağ olsunlar. Çalış, üzül ama kararında üzül çünkü işler aksamasın, çok kulak asma sağa sola. Bu bizim rutinimiz. Bir de ailelerin rutini. Üzül ama kararında üzül, dışarıdan da belli bir izlenim veriyorsun, edebinle üzül, mantıklı ol, küfretme, bağırma, ağlama, salonda kendi kendini paralama, bunlara hakaret etme, basına da konuş, davamızı anlat…açsın, üşüyorsun, uyumuyorsun. E zaten açsın, üşüyorsun, uyumuyorsun onbir aydır. Biraz da Adıyaman’da yaşa bunları. Eline mi yapışır?
Olası kast mı? Evet!
İddianame bilinçli taksirle öldürmeden düzenlendi İsias’ta. Bir insanın, ceza hukukuyla meşgul değilse olası kastı, bilinçli taksiri ve bu ikisi arasındaki farkı bilmesi gerekmez. Şu işe bakın ki biz ceza hukukçuları da hayatımızı bunu bilmezsek sürdüremeyiz.
Temel bir bilgi bu; kusurluluk türleri. Hangi hocamızdan öğreniyorsak sesi kulağımızdadır: “Olası kastta fail gerçekleşecek sonucu öngörür ve göze alır. Fail adeta o sonuç için ‘Olursa olsun’ demektedir.” İsias’la ilgili anlatılan onca şeyden, gördüğümüz onca delilden sonra İsias’ta suçluların olası kastla hareket ettiğini söylememiz şart. Aksine bir yorum ya ceza hukukunda kusurluluğu bilmiyorsunuz demektir ya da İsias’ta olanı biteni. Belki bilmek, anlamak istemiyorsunuz.
Çaresi var tabii, bizim yaptığımız gibi yapabilirsiniz. İşin uzmanlarından yardım isteyebilirsiniz. Bir mimardan, bir mühendisten, bir deprem mühendisinden, bir jeofizikçiden size İsias’ın neden ‘olmadığını’ anlatmasını isteyebilirsiniz. O kadar çok şey öğreneceksiniz ki! Biz öğrendik. Beton kalitesini, etriye aralığını, zemin etüdünün önemini, ikinci derece deprem bölgesinde neler yapılması gerektiğini, nervürlü demiri, kolon ve kirişlerin önemini, asansör kovasını, perde duvarlarını, asmolen döşemeyi, kaset döşemeyi, 1975 yönetmeliğini, 1998 yönetmeliğini, statik hesabını öğrendik.
Bize neydi halbuki? Bu çocuklar, aileler ve öğretmenleri 9 Şubat 2023’te şampiyon olup geri dönecekti. Siz olası kastla bilinçli taksirin farkını bilmeyecektiniz ben de beton kalitesini, gevrek ve sünek yapıları, etriye aralığını bilmeyecektim. Herkes ailesiyle, sevdikleriyle olacaktı. Belki bu sene yine şampiyon olacaklardı.
Konu kapanmadan söyleyeyim, bunca inşaat mevzunu öğrendik ya, bir yıldır bu işin içindeyiz, uzmanlarla, hocalarla konuşup duruyoruz, bir tek şey bile doğru yapılmış diyemem İsias için. Bedelini biz ödedik, ona yanıyorum tabii, yoksa nemelazım buz gibi bir cehennemde yapılan bir otelin etriye aralığının o kadar açık olması ki aslında hiç etriye kullanılmamasıyla eşit olması!
Sonuç olarak, bir yıl doldu. Acıdan uyuşmuş yüreklerin tek derdi adalet. Hukuka dair bildiği her şeyi damla damla bu davaya ekleyen bizlerin tek derdimiz adalet.
Bu süreçte bize bilgisiyle, duygudaşlığıyla yoldaşlık eden, hep yanyana olduğumuz herkese bakıyorum da, bir kent yaşlandı İsias yüzünden. Sokaklar boş, insanların gözlerinde hüzün. Yüreklerdeki ağırlık geçmiyor.
Adalet tek umudumuz çünkü hukuk bizim başa çıkma yolumuz. İsias’ın bizim hayatlarımızdan aldıklarını hukuk bile geri veremez, bunu da biliyoruz. Ama bir yol varsa ve doğruysa o da adaletin yerini bulması, tüm suçluların cezasını çekmesiyle olacak. Biz adalet için mücadele etmeye değil, adaletin tecellisini görmeye gideceğiz Adıyaman’a, evet, ama ne kadar mücadele etmek gerekirse, nasıl mücadele etmek gerekirse de edeceğiz.
Bir yılda bizim hayat amacımız değişti, önceliklerimiz değişti, keşkelerimiz değişti. En değerlilerimiz çok acı bir dersle ayrıldı yanımızdan, bizim bu hayatta ve varsa sonrasında tek korkumuz kaldı, onlara yeniden sarılırken adaletin yerini bulması için elinden geleni yapmamış olmak. Bunu yapmaya da hiç niyetimiz yok inanın, çünkü İsias ortak davamız sevdiklerimiz için, bizim için, adalet için.
Not: Hala ve sonuna kadar bizler her akşam saat 19:00’da İsias kayıplarına dair farkındalık yaratmak için #isiasortakdavamız hashtagıyla Twitter’dayız. Desteklerinizi bekliyoruz. Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği, kendi isimleriyle Facebook’ta, Instagram’da ve Twitter’da. Takip ederek destek olabilir, derneğin faaliyetlerinden haberdar olabilirsiniz.
* Doğu Akdeniz Üniversitesi Hukuk Bölümü öğretim üyesi, Yrd. Doç. Dr.