Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Avrupa Birliği’nden (AB) 12 aylık bir takvim aldıklarını açıklamasının ardından taraflar arasındaki ilk görüşmenin 13 Haziran’da Brüksel’de siyasi direktörler düzeyinde yapılması bekleniyor.

Erdoğan Brüksel’e yaptığı ziyaretin ardından, “Birtakım çalışmalar yapmışlar. Şu anda kendilerinden bu yaptıkları çalışmaya yönelik biz 12 aylık takvim aldık. Bu takvim üzerinde dışişleri ve AB bakanlıklarımızla bir çalışma yapacağız ve adımları atacağız” demişti.
Erdoğan’ın bahsettiği 12 aylık takvimin içeriğine ilişkin Reuters’a bilgi veren bir Türk yetkili, takvimin sadece üyelik sürecini mi yoksa göçmen anlaşması ve vize serbestisi sürecini de kapsayıp kapsamayacağı yolundaki soruya şu yanıtı verdi: “Bahsedilen takvim Türkiye ile AB arasındaki tüm ilişkileri kapsıyor. 13 Haziran’da ilk toplantı siyasi direktörler düzeyinde Brüksel’de yapılacak. Bu toplantıda iki taraf da nelerin nasıl yapılabileceğini ele alacak.”
Erdoğan, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ve Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ile bir araya gelmişti.
Erdoğan dönüşte ‘yeni ve pozitif bir ivme’den bahsederek, “Artık yeni bir süreci başlatma temennisi Tusk ve Juncker tarafından da gündeme getirildi” demişti.
Türk yetkili, Brüksel’de 13 Haziran’da yapılacak siyasi direktörler toplantısının ardından Türkiye ile AB arasında yapılacak bir zirveyle iki tarafı ilgilendiren tüm konuları ele almak istediklerini belirtti ancak henüz bu zirvenin zamanlaması konusunda şu an bir şey söylemenin mümkün olmadığını belirtti.
Türkiye, AB ile üyelik sürecinde yeni fasılların açılmasının yanı sıra Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sürecinin bir an önce başlamasını, geçen yıl göçmen anlaşması kapsamında gündeme gelen Türk vatandaşlarına vize serbestisi sürecinin hayata geçirilmesini ve göçmenlere yönelik vaat edilen mali yardımların yapılmasını talep ediyor.
Brüksel ise vize serbestisi sürecinin gerçekleşmesi için Türkiye’nin Terörle Mücadele Kanunu’nda değişiklikler yapılmasını talep ederken 15 Temmuz darbe girişiminin ardından özellikle ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ile temel haklar ve hürriyetler konularındaki endişelerini dile getiriyor.