Dün Erdoğan Meclis’te çok önemli bir açılım yaptı. Milli iradenin temsilcisi olan Meclis’in kürsüsünden yeni bir siyasi sözleşme önerdi. Siyasete yeni bir mutabakat zemini sundu.
Peki Erdoğan ne önerdi? Erdoğan, “Büyük Türkiye mutabakatı” önerdi. MHP Lideri Bahçeli de Cumhurbaşkanı’na Türk bayrağı renklerini taşıyan kırmızı ve beyaz gülleri vermek suretiyle Erdoğan’ın çağrısını taçlandırmış oldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malazgirt’te iç cepheyi tahkim etme çağrısı yapmıştı. Bahçeli de o çağrının ruhuna uygun adımı atarak Meclis’te DEM’lilerle tokalaşmıştı. Böylece “Terörsüz Türkiye” sürecinin temelleri atılmıştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan bir çağrı yaptığı zaman o havada asılı olarak kalmaz. Tam tersine bir siyasi harekete dönüşür. Erdoğan, “Büyük Türkiye mutabakatı” çağrısını yaparak yeni dönemin siyasi paradigmasını ilan etti. Yeni dönemin siyaseti artık kutuplaştırıcı değil, kucaklayıcı olacak.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Türkiye’de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu cephe siyasetinin raf ömrü dolmuştur” sözü ilgimi çekti. Neden? Çünkü bu vurgu bizim siyasi tarihimizin bir özetiydi.
27 Mayıs’a giden süreçte siyaset, “Vatan Cephesi” ve “Halk Cephesi” olarak bölünmüştü. Bu bölünmüşlük 27 Mayısçıların ekmeğine yağ sürdü.
12 Eylül’den önce Demirel ile Ecevit cenazede dahi tokalaşmıyorlardı. Bu 12 Eylül’ün gerekçelerinden biri oldu. Cepheleşmeden Türkiye kazanmadı, tam tersine kaybetti.
Ülkelerin parçalandığı, iç savaşların yaşandığı bir coğrafyada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Büyük Türkiye Mutabakatı” çok kıymetli.