Abdulkadir Selvi: Kandil'in yine yan çizeceği anlaşılıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bese Hozat’ın ve Cemil Bayık’ın söyleşisini izlerken, ne kadar geri kaldıklarını, süreçleri okumaktan ne kadar uzak olduklarını fark ettim. Tek bildikleri ellerindeki silahla, Amerika’ya hizmet etmek. Süreçleri okuyamıyorlar.

Öncelikle Bese Hozat’ın, Öcalan’la ilgili değerlendirmesinin üzerinde durmak istiyorum. “İmralı’da tecrit ve işkence koşulları devam ediyor” diyor. Öcalan’a sağlık, güvenlik, özgür yaşam ve çalışma koşullarının sağlanmadığını söylüyor. İktidarın rantçı yaklaşarak Öcalan’ın durumunu araçsallaştırmaya çalıştığını savunuyor.

Öcalan “Sağlık durumum iyi değil, çalışma koşullar kötü, güvenliğim tam sağlanamadı, iktidar benim durumumu araçsallaştırabilir” demiyor. Tam aksine bu konuda katkı yapmaya ehil ve kararlı olduğunu söylüyor. Peki o zaman Bese Hozat ne yapmak istiyor?

Öcalan’ın ileri sürmediği şartları öne sürerek, Öcalan’ın bu çağrıyı yapmaya ehil olmadığını söylemek istiyor. Öcalan, ilk olarak silahlı güçlerin Türkiye dışına çekilmesi ve silah bırakılması çağrısını yaptığında Kandil, “Sen özgür değilsin, tutuklusun o nedenle verdiğin kararlar sağlıklı değil” diye karşılık vermişti.

2014 sürecinde ise Kandil, Öcalan’ın “Silahları bırakın” çağrısına “Suriye’de yeni bir konjonktür ortaya çıktı. Cezaevinde olduğun için bunun farkında değilsin ama yeni konjonktür bize tarihi fırsatlar sunuyor” diye karşılık vermişti.

Öcalan’ı değil, silahı tercih etmişlerdi. Anteplilerin, “Ağzını büzüşünden Ömer diyeceği belliydi” diye lafı vardır. Bese Hozat’ın bu sözlerinden de Kandil’in yine yan çizeceği anlaşılıyor.

Abdulkadir Selvi’nin yazısı