Bu ülkede banker krizi oldu, hesabı millet ödedi. Bankalar krizi oldu, faturayı yine millet ödedi. Ancak AK Parti iktidarı döneminde buna izin verilmedi. Bugün muhalefette olan Ali Babacan, ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı olduğu dönemde batık bankaların parasının millete ödetilmediğini çok net bir şekilde anlattı.
Fon krizinin faturası da yüksek kazanç elde edenlerden tahsil edilmeli.
Bu olayın bir de siyasi boyutu var. Ona da değinmek istiyorum. AK Parti, Meclis açıldığında fon krizinin araştırılması için önerge verebilir. Böylece hem ön almış olurlar hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tavizsiz çizgisini sürdürürler.
Pandoranın kutusu yeni açıldı. Soruşturma derinleştikçe sürpriz tutuklamalara tanık olabiliriz. Çünkü henüz işin köpüğüyle uğraşılıyor. Derine inilmedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan bazı kelleleri uçurabilir.
Bu tür mide bulandarıcı işler karşısında dik duruş önemlidir. Fon krizi patlak verdiği andan itibaren Cumhurbaşkanı Erdoğan, kararlı bir tavır ortaya koydu. Şimdi burada yapılan çalışmaları uzun uzun anlatacak değilim. Asıl dikkat çekmek istediğim nokta; AK Parti’den fon krizini savunan kimse çıkmadı. Çıkmaması lazım.
Bırakın Erdoğan’ı ve parti yönetimini, milletvekili seviyesinde dahi kimse savunmaya kalkmadı. AK Parti’ye yakın medyadan da kimse savunmadı. Çünkü bunun savunulacak bir tarafı yok. Tam tersine hesap sorulması gereken bir durum. İstifaya davet eden AK Parti’ye yakın gazeteciler oldu. Dış güçler ya da siyasi operasyon gibi şeylere sığınan olmadı. Biraz önce belirttim ya bırakın savunmayı, tam tersine bir hava var.
AK Parti milletvekilleri ile konuşuyorum; infial halindeler. Doğru olan bu.