Fon krizinin siyasi yönü ağır bastı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın ilk anda isminin ortaya çıkması da bu algının oluşmasına hizmet etti. Muhalefet de bunu iyi kullandı. Ama fon krizinin tozu dumanı kalktıktan sonra tartışmamız gereken önemli bir nokta var. O da bu krizde borsanın ve SPK’nın rolü.
ABD’deki Madoff Krizi’nde kimse dönüp başkanı suçlamadı. Ama bizde köstebekler muhalefete servis yaparak kendi ellerini yıkayıp bu işin içinden çıkmaya çalıştı. Bunda da başarılı oldular.
Kimse borsanın ve SPK’nın neden gerekli denetimleri yapmadığını ve tedbir almadığını sorgulamıyor. Bu denetimleri Cumhurbaşkanı Erdoğan mı yapacaktı?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve Devlet Denetleme Kurulu’nun Borsa’daki ve SPK’daki yapıya neşter vurmasını bekliyorum.
Birtakım muhterisler ile yolsuzlar bir araya gelmişler, bu rezaleti yaşatmışlar. Bunlar organize bir yapı.
(…)
Bu bir derstir. Eğer bu fon soyguncularına içeriden destek olmazsa bunlar bu işi yapamazlardı. 2025 yılında bazı şeylerin ters gittiği tespit edilmiş. Yabancı denetim kuruluşları dahi uyarmış. Peki bir buçuk yıl boyunca neden önlem alınmamış?
Burada bir “Kırmızı pazartesi” durumu söz konusu. Bu işte sorumluluğu olan bürokratik oligarşi faturayı siyasete yıkarak ellerini yıkayıp işin içinden çıkmaya çalışıyor. Şu ana kadar da başarılı oldular. Bu kriz yaşanırken gerekli tedbirleri alma. Böylece suç ortağı ol. Ama sonunda yükü Erdoğan’ın sırtına yükle, bu işten kurtul.
Yok öyle bir dünya.