İLHAN TANIR
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Harvard Üniversitesi’nde yaptığı bir konuşma sonrası, “ABD, Suriye’de daha erken hareket etmeli miydi” yolundaki bir soruya cevap verirken, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la New York’ta ‘savaş tezkeresi’ üzerine yaptığı görüşme ve Türkiye’nin IŞİD’le ilişkileri hakkında dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
‘Türkiye, Suudiler ve BAE Sunni-Şii savaşı yaptı’
Biden, IŞİD sorunu ve Suriye kriziyle ilgili uzun cevabında şunları söyledi:

’’Bizim en büyük sorunumuz bölgedeki müttefiklerimizdi. Türkler, ki ABD’nin iyi dostu ve benim de cumhurbaşkanı ile arkadaşlığım eskiye gider, Suudiler, Birleşik Arap Emirlikleri…. Onlar neler yapıyordu? Esad’ı devirmeye o kadar kararlıydılar ki, temelde taşeronlar vasıtasıyla Sunni-Şii savaşına giriştiler.
Ne yaptılar? Yüz milyonlarca dolar para ve binlerce ton silahı, Esad’a karşı savaşan herkese akıttılar. Ama desteklenenler El Nusra, El Kaide, dünyanın farklı yerlerinden gelen aşırılıkçı, cihadçı unsurlardı.
Benim söylediklerimi abartılı buluyorsanız bir bakın: Bütün bunlar nereye gitti? Peki şimdi neler oluyor? Şimdi herkes bir anda uyandı: Çünkü IŞİD olarak adlandırılan grup, ki bunlar temelde Irak’dan sökülüp atılan El Kaide’ydi, kendine Suriye’nin doğusunda yer buldu ve bizim erkenden terörist grup olarak ilan ettiğimiz El Nusra ile beraber çalıştılar.”
‘Kendi meslektaşlarımızı ikna edemedik’
Biden, ABD’nin kendi dostlarını El Nusra ve diğer gruplara destek yapmaktan alıkoyamadığını iddia etti:
”Ama biz kendi meslektaşlarımızı bunlara destek olmaktan alıkoymaya ikna edemedik. Ne oldu şimdi? Şimdi bir anda gerçeği gördüler. Başkanımız (Obama) Sünni komşularla bir koalisyon kurdu. Çünkü ABD bir kez daha bir Müslüman ülkeye gidip, saldırgan davranamazdı. Sünni bir gruba saldırabilmek için Sünni devlet olmak zorunda. İlk kez neler oluyor? Şimdi Suudi Arabistan aşırı muhalif grupları fonlamayı durdurdu ve Suriyeli muhaliflere eğitim için topraklarını açtı. Katarlılar terörist grupların en aşırı uçlarına yapılan fonlamayı durdurdu.”
‘Erdoğan hata yaptığını itiraf etti’
ABD başkan yardımcısı, daha geçen hafta New York’ta görüştüğü Erdoğan’ın, bu görüşme esnasında kendisine hatasını itiraf ettiğini söyledi:
”Ve Türkler de, eski dostum Cumhurbaşkanı Erdoğan bana ”Siz haklıydınız. Biz çok kimsenin geçişine (Suriye’ye) izin verdik’’ dedi ve şimdi sınırlarını kapatmaya çalışıyorlar. Yani bu fikir, bir şekilde ABD’nin daha erken şekilde harekete geçebileceği ve ılımlılara yardım edebileceğimiz konusu hayali. Eğer şimdi füzesavar vermiş olsaydık ne olurdu hayal edebiliyor musunuz? El Nusra, El Kaide, Horasan ve IŞİD grupların eline geçebilirdi.”
Biden: Tezkere, Türk ordusunun IŞİD’le karada kapışması için
Biden tezkere için şunları söyledi: ”Türkiye’de ne olduğunu gördünüz mü? Erdoğan bana geçen Perşembe günü (New York’ta) ne yapacağını söyledi ama (tezkere) oylanana kadar söylemememi istemişti. Türk parlamentosunda, Türk karagücünün IŞİD’le kapışması için, Türk hava sahasının NATO ve diğer müttefikler tarafından kullanımına açmak üzere (tezkereyi) onayladılar. Artık Türk hava sahası, bizim insansız hava taşıtlarımıza da evsahipliği yapabilecek.”
Biden: ABD sonucu erkenden destekle değiştiremezdi
Biden, cevabı boyunca, ABD’nin Suriye krizinin erken dönemlerinde Suriye’deki ılımlı muhaliflere yardım etseydi sonucu değiştirmiş olabileceği fikrine de şiddetle karşı çıktı. ABD’nin eski dışişleri bakanı Hillary Clinton’ın yanı sıra eski savunma bakanları Bob Gates ve Leon Panetta, yazdıkları kitaplarda Obama’yı Suriye’de harekete geçmekte hızlı davranmamakla suçlamıştı. Biden’ın bu eleştirilere yanıtı şöyleydi:
”Sonuçta, ortada bir ihtimal olduğuna dair fikir bir hayal ürünü. Öyle bir opsiyon yoktu. Biz ılımlı güçlere eğitim veriyoruz zaten. Ama biz çok dikkatliyiz kime yardım ettiğimiz konusunda ve birkaç binden fazla bu sayı. Daha önce hızlıca hareket edebileceğimiz imkansızdı.”
‘Türkiye’nin IŞİD tehlikesini anlaması zaman aldı’
Biden Türkiye’nin, Suudi ve Katar ile birlikte IŞİD’in tehlike olduğunu geç anladığını ekledi: ”Sunni ulus Türkiye’nin, IŞİD’in kendi varlıklarına doğrudan ve acil olarak tehdit olmasını anlamaları zaman aldı.”