A. Turan Alkan: Kur'an'a bu muameleyi revâ gören anayasaya neler yapmaz?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Metinlerden bahsederken Kur’an’ın altını özellikle çiziyorum. Miting meydanlarında kalabalıklar görsün diye sallanan ciltli kitapla içinde yazılanlar arasında bir mutabakat göremiyorum. Sanki O, iki kapak arasına konulmuş birkaç yüz sayfalık sıradan bir eserdir ve onun meâli ile davranışlarımız arasında hiçbir mecbûri bağ yokmuş gibi davranıyoruz. Kur’an’a bu muameleyi revâ gören anayasaya neler yapmaz?

Benim mensup olduğum kuşak her mânâsıyla ‘kitab’ı bugüne nazaran daha fazla ciddiye almıştı; ne kadar hakkını vermiştir, ayrı mesele!. Marksistler, ütopyaları için ölümü göze alabiliyorlardı; İslâmcıların ‘Kur’ânî bir hayat’ tasavvurları vardı; Ülkücülerin ise bir uğruna ölmeyi bile değer buldukları bir ülküsü… Kitabın, yani ‘fikir’in en mühim şey olduğunu düşünüyorduk. Anlaşamayan, hatta çatışanlar arasında fikrî, dolayısıyla siyâsî olduğunu zannettiğimiz bir ihtilâf vardı.

Meğer aslında tek mesele varmış; ahlâk. Meğer ahlâki tutarlılık, hayatın içinde birbiriyle en çok çatışan fikirleri bile yanyana yaşatabilen bir erdem imiş. Fikir veya siyaset olduğunu zannettiğimiz şey ise ahlâki istikametin kantarında tartılması gereken bir imtihan ayrıntısı… Devlet de öyle bir soyut fikirdir meselâ; onunla ve ondan imtihan ediliriz; siyâset öyledir, aile, mülkiyet, içgüdülerimiz öyledir, insan ilişkileri öyledir; hepsi sadece bir imtihan vesilesi…

A. Turan Alkan’ın yazısı