AYŞEGÜL KASAP
@aysegul_kasap
Türkiye’de Covid-19 pandemisiyle beraber okullarda yüz yüze eğitime ara verileli bir yıl oldu. Uzaktan eğitim devlet okulları ve özel okullarda farklı sistemler üzerinden yapıldı. Bu durum da eğitimde eşitsizliğe neden oldu. O yüzden hem veliler hem öğrenciler hem de bazı eğitimciler okulların açılmasını istiyor. Ancak Diken’e konuşan eğitim uzmanı Cihat Şener ve halk sağlığı uzmanı Dr. İlker Belek, Türkiye’nin şu anda okulları açmaya hazır olmadığını söyledi.
Şener, pandemiye karşı okullarda bırakın altyapı hazırlığını, dezenfektan paralarının bile hala velilerden alındığını söyledi: “Para söz konusu olduğu zaman turizm gelirlerimiz gitmesin diye ‘Turist görenler aşılı olacak’ deyip bütün sektördeki personeli aşıladılar. Peki öğrencinin öğretmenin bu hakkı değil miydi?“
Belek de salgın kontrole alınmadan okulların açılmasının yeni bir pike davetiye çıkaracağına dikkat çekti: “Salgını kontrole alabilmek için tüm erişkin nüfus aşılanmalı. O zamana kadar da herkesin bireysel salgın önemlerine uyması, Sağlık Bakanlığı’nın da sağlık yönetimi anlamında yapılması gereken her şeyi eksiksiz yapması lazım.“
Şener: Çocukların hayatı pahasına okullar açılamaz
Pandemiyle beraber yüz yüze eğitime ara verilmesi nedeniyle bazı eğitimciler “Bir nesili kaybediyoruz” diyecek kadar kaygılı. Ancak eğitim uzmanı Cihat Şener, ‘nesil kaybı’nı abartılı buluyor.
Şener bir yılın bile eğitim için çok önemli olduğunun altını çizmekle birlikte pandemi gerçeğine de dikkat çekiyor: “Okullar şartlar uygun olunca açılmalı. Okullar açılsın diye de çocukları hastalığın kucağına atamayız. Eğer ağustos sonunda hala vaka ve ölüm sayıları yüksekse o okulları açmanın bir anlamı yok. Çünkü artık biliyoruz ki çocuklar da Covid-19’a yakalanabiliyor. Zaten taşıyıcı oldukları saptanmıştı. Ben bir eğitimci olarak okulların açık olmasını isterim. Hiçbir öğretmen ve eğitimci okulların kapanmasını istemez ama çocukların hayatı pahasına bunu yapamayız. Böyle bir hakkımız yok.”
‘Hala dezenfektan paraları velilerden alınıyor’
Başta Fransa olmak üzere birçok Avrupa ülkesi, pandemiye rağmen okulları açabilmek için tüm ülkeyi seferber etmiş, derslik sayılarını artırarak yüz yüze eğitime yeniden başlamıştı.
Türkiye’nin de pandemi karşısında okulları kapatmak yerine bir b ve c planı yaparak Avrupa’da olduğu gibi yüz yüze eğitime geçme ihtimalini sorduğumuzda Şener şöyle yanıtladı: “Bırakın b ve c planlarını bizim a planımız var mı? Okulları doğru düzgün temizleyemedik, öğretmenleri aşılayamadık. Bir buçuk yıllık pandemi geçmişi olan bir ülkeyiz. Bırakın temizliği, okullarda personel sorunu var. Okul sayısının beşte biri kadar personel var. Nasıl temizlik yapılacak? Hala dezenfektan paraları velilerden toplanıyor. Hiçbir şey yapmıyorsunuz, bir şeyler yapıyormuş gibi görünüyorsunuz. Ama ötekiler öyle yapmıyor işi, tedbir alıyorlar, siz sadece tribünlere oynuyorsunuz. O zaman da olmuyor tabi.“
‘MEB’in tanıtımı ile sahadaki tablo birbirinden çok farklı’
Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) çektiği videolarla sahadaki tablonun çok farklı olduğuna dikkat çekti Şener: “Videolarda çocuklar ikişer metre arayla okulun bahçesinde duruyorlar, bütün televizyonlarda bunu döndürüyorsunuz, insanlar da sanıyorlar ki bütün okullar böyle. Ama bu böyle değil. Daha da ötesi sayıları saklıyorsunuz. Kaç öğrenci kaç öğretmen pozitif? Sendikalarla hükümetin açıkladıkları farklı rakamlar.”
‘Para söz konusu olunca turizme eğitimden öncelik verdiler’
Hükümetin turizmi eğitimden daha önce tuttuğunu da söyledi Şener: “Para söz konusu olduğu zaman turizm gelirlerimiz gitmesin diye ‘Turist görenler aşılı olacak‘ deyip bütün sektördeki personeli aşıladılar. Peki öğrencinin öğretmenin bu hakkı değil miydi? Umuyorum bu yaz aylarında MEB, İçişleri Bakanlığı, etkili-yetkili herkes sanki Covid-19 yeni başlıyormuşçasına tedbir alır. O zaman onların deyimiyle bir nesli kaybetmezsiniz, benim deyimimle bir yıl daha çöpe gitmez.”
‘İşi sloganlaştırmadan çalışmalıyız’
Şener, uzaktan eğitim ile ilgili EBA sistemini “Çocuklarımıza bir şey öğretmiyorlar, bir şeyler öğretiyorlar” sözleriyle eleştirdi. Anlatmak ile öğretmek arasındaki farka dikkat çeken Şener, yetkililerin ivedilikle bu durumu düzeltmesi gerektiğini söyledi. “Çünkü özel okullar, kendi kurdukları sistem üzerinden kendi öğretmenleriyle öğrencilere ders veriyor. Bu nedenle de eğitimde eşitsizlik ortaya çıkıyor. Çünkü devlet okuluna giden öğrencilerin önünde sadece EBA seçeneği var.”
Şener, işi sloganlaştırmadan, iki ay içinde düzeltilir ve fiziksel olarak eğitime hazır hala getirilebilirse ancak o zosan okulların açılmasının gündeme alınabileceğini söyledi.
Belek: Eğer bir açılma olacaksa önce okullar açılmalı
Halk sağlığı Uzmanı Dr. İlker Belek pandemiyle beraber eğitimin aksadığını ve öğrencilerin kayba uğradığını, bu durumun da Türkiye’de yaşayan herkesin kaybı olduğunu söyleyip ekledi: “Eğer bir açılma durumu söz konusu olacaksa önce okullar açılmalı, en son okullar kapanmalı. Bütün bunlar doğru. Ama hem benim hem de halk sağlığının genel yaklaşımı şu; eğer salgın kontrol altında değilse, önce salgın kontrole alınmalı. Ondan sonra okulların açılması düşünülmeli.”
Belek’in salgının kontrole alınmasından kastı, vaka sayılarının birkaç yüzlere düşmesi. Eğer bu olmazsa ne okul ne de başka bir yerin açılmasını doğru buluyor Belek.
Şu an Türkiye’de tüm dünyadaki vaka sayılarını yeniden ivmelendiren Delta varyantı var ve aşılama da çok yavaş. Bunun yanısıra varyantlara karşı PCR denilen test kitleri de geç güncelleniyor. Delta varyantı aylardır olmasına rağmen, yeni kitler daha yeni Türkiye’ye gelecek. Bu süre zarfında delta varyantı kaynaklı pozitif vakalar, gerekli test kitleri olmadığı için kuvvetle muhtemel negatif tanısı aldı. Tüm bu parametreler de salgının kontrole alınmasında engel teşkil ediyor.
‘Salgını kontrol altına alabilmek için erişkin nüfusun tamamı aşılanmalı’
Bele, salgını kontrole alabilmek için aşılamanın hızlandırılması gerektiğine dikkat çekti: “Vaka sayılarının birkaç yüzlü sayılara indirebilmek için bu yaz dönemi boyunca erişkin nüfusun tamamını aşılamamız lazım. O da yaklaşık 50 milyon insan eder, yani 100 milyon doz aşı yapılması gerekir. Şu an 14 milyon kişi aşılı, bunları da düştük mü geriye 60-70 milyon doz aşı gerekir. Yani bizim her gün bu yaz dönemi boyunca günde yaklaşık 1.5 milyon doz aşı yapmamız gerekir ki yüzde 70 gibi bir aşılama oranına çıkabilelim. Yapacağımız aşıların da yüzde 90’ının üzerinde koruyuculuğu olan aşılardan olması gerekir ki yüzde 70-75 gibi bir toplumsal bağışıklığa ulaşabilelim. Bunu yapabilirsek eylül-ekimde vaka sayılarında ciddi bir azalma olduğunu görebiliriz. “
Sadece aşılama yeterli değil
Salgının kontrole alınabilmesi için sadece aşılama da yeterli değil: “Tüm erişkin nüfus aşılanana kadar herkesin bireysel salgın önemlerine uyması, Sağlık Bakanlığı’nın da sağlık yönetimi anlamında yapılması gereken her şeyi eksiksiz yapması lazım. Nedir onlar? Yeterli sayıda test, saptanan vakaların izolasyonu, onların temaslılarına mutlaka test yapılması ve temaslıların karantinaya alınması.”
‘Yeni pikler olur’
Ancak tam bu noktada Belek, başından bu yana Türkiye’de salgın yönetimi kapsamında uygulanması gereken adımların atılmadığına dikkat çekti: “Test sayısı hep düşüktü, çok uzun süredir geçtiğimiz ekim-kasımdan beri temaslılara test yapılmıyor. Yani vakaların işyeri ve evdeki temaslılarına bile test yapılmıyor. Bu temaslılar kesinlikle karantinaya alınmıyor, herkes işine gidiyor, buna göz yumuyorlar. “
Aşılama da usulüne uygun değil: “Aşılar da uygun aralıklarla yapılmalı. Öyle iki ay arayla değil üç dört hafta arayla en geç yapacağız. Eğer böyle olur ve okullarda da gerekli düzenlemeler yapılmış olursa o zaman açılmasından söz edilebilir. Diğer türlü yeni pikler olur bu gidişle olur.”
‘Öğretmenlerin tamamı aşılanmalı’
Belek salgının kontrole alınmasını sağlayacak işler yapılırken bu okullar için de hazırlık yapılması gerektiğini söyledi: “Havalandırma sistemleri yapılmalı, derslik sayısının artırılmalı. Çünkü ne olursa olsun kalabalık sınıflarda bu iş olmaz. Ders süreleri ayarlanmalı. Öğretmenlerin tamamı aşılanmalı. Eğer aşı tedariki artacaksa o zaman 12 yaşın üzerindeki çocukların da aşılanmasına başlanması lazım. “