Tayyip Erdoğan’ın partidaşı ve yol arkadaşı, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Huber Köşkü’nün en ziyade hakkını veren cumhurbaşkanı oldu. İstanbul’a her geldiğinde ve üstelik uzun süreler Huber Köşkü’nde ikamet etti. Yani, İstanbul’da Cumhurbaşkanlığı konutu bakımından bir sıkıntı yok. Ayrıca, devamlılık açısından –hem de AKP’li cumhurbaşkanlarının devamlılığı- Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’da kaldığı vakitlerde Huber Köşkü’nde ikamet etmesinden daha doğal hiçbir şey yok.
Ama, kendisine İstanbul’daki Cumhurbaşkanlığı ikametgâhı olarak “Vahdeddin Köşkü”nü tasarlamış olduğuna bakılırsa ve bu AOÇ’nin yok edilip, Çankaya’nın yerine alacak bir “Ak Saray” tercihi ile birleşik biçimde düşünüldüğünde, Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilebilmesini mümkün kılmış olan bu mevcut cumhuriyet ile “sorunlu” olabileceğini akla getirebilir.
Tayyip Erdoğan’ın ilginç –ve doğru olmayan- tarih değerlendirmeleri var. Örneğin, Necmeddin Erbakan’ı atlayarak, kendisini Adnan Menderes-Turgut Özal tarih zincirinin son halkası olarak görmek ve göstermeye çalışmak gibi.