Pandemide Sultanahmet… Ukraynalı turistler: Hayatı yıllarca erteleyemeyiz

SEÇİL TÜRESAY

secilturesay@diken.com.tr

“Pandemide tatile çıkmaya korkmadınız mı” diye sorduğum Ukraynalı turistler Valeria ve Tatiana sözbirliği etmiş gibi yanıt verirken yazının başlığı da çıkmıştı: “Ukrayna’da da kırmızı bölgedeyiz burada da. Hayatı yıllarca erteleyemeyiz.”

Fotoğraf: Reuters

AA’nın, 19 Nisan’da Kültür ve Turizm Bakanlığı istatistiklerinden derlediği verilere göre Türkiye’ye yılın ilk iki ayında 1 milyon 47 bin 763 turist geldi. Bu, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 70.24 azalmaya işaret ediyordu.

Amacım ekonomik ayrıntılara girmek değil dünyada 3 milyonu, Türkiye’de 36 bini aşkın can alan bir virüsle yaşadığımız süreçte tatile çıkanların bakış açılarını öğrenmekti. Durumun vaka sayıları açısından hiç de iç açıcı olmadığı bu günlerde İstanbul’a gelme kararını nasıl verdiklerini, nasıl vakit geçirdiklerini sormak istedim. Ve, salı günü Sultanahmet’in yolunu tuttum.

Önce şunu söyleyeyim. 15 aile, grup, çiftle konuştum. Hepsine tek tek yaş sormadım ama bir iki kişi dışında hepsi 50’nin altındaydı. Hiçbiri Covid-19 geçirmemişti, hastalık nedeniyle yakınını kaybetmemişti. Yine bir iki kişi dışında aşı olmamışlardı. Kurallar gereği gelirken test yaptırmış ve negatif sonucu bildirmişlerdi ve döndüklerinde tekrar yaptıracaklardı.

Hepsi, hayatın devam ettiğini, salgının ne zaman biteceğini kimsenin kestiremediğini, her yerde risk olduğunu, ülkelerinde nasıl önlem alıyorlarsa burada da aldıklarını ve gelmekten çekinmediklerini söyledi.

‘Madalyonun diğer tarafındaki’ çoğu kişi evden çıkmaya çekinirken uçağa binip başka bir ülkeye gelenlerin anlattıklarının özeti buydu. Konuştuğum herkesinkini olmasa da bir kısmınınkini kendi ifadeleriyle aktarayım…

Divanyolu’ndaki yılların pastanesi Çiğdem’e uğradım ilk iş, karton bardakta bir çay almak ve hal hatır sormak için. İşlerin çok düştüğünü o nedenle eskiye oranla üretimi azalttıklarını söylediler.

‘Ne zaman bitecek belli değil’

Yolun karşısındaki banklarda güneşin tadını çıkaran, 20’li yaşlardaki üç Kazakistanlı kadın adına Rigina sorularımı yanıtladı. Seyahati salgın öncesinde planladıklarını ve ertelemek istemediklerini anlattı.

“Salgının ne zaman biteceği belli değil. İstanbul’a ilk defa geldik. Çok iyi vakit geçiriyoruz. Kapadokya’ya da gitmek istiyoruz” diyen Rigina, sokak hayvanları konusunda duyarlılığa şahit olduklarının ve bundan çok memnun olduklarının altını çizdi.

Ellerindeki torbalarda hediye olarak aldıkları lokumlar olduğunu söyleyen üç arkadaş, alışveriş için herkesten ününü duydukları Laleli’ye nasıl gidebileceklerini sorarak yanımdan ayrıldı.

‘İstanbul’a gelmek hayatımda en çok istediğim şeylerdendi’

32 yaşındaki Natalia, dokuz yaşındaki kızı Albina ve eşi Ruslan da birçok turist gibi bankta yemek molası vermişti. Natalia İstabul’a gelerek hayatında en çok istediği şeylerden birini yapmıştı.

“Birkaç aylık bir şey olsa bekler insan ama bu salgının sonunu görmek mümkün değil. O nedenle geldik. Rusya’da da maske takıyoruz burada da” diyen Natalia, Ayasofya’dan, Sultanahmet’ten, gördüğü her yerden çok etkilenmişti. Yerebatan Sarnıcı kapalı olduğu için bir daha geldiğinde ilk iş orayı gezeceğini söylediğine bakılırsa ikinci İstanbul seyahatinin planını yapmaya başlamıştı bile!

HES kodu almak sorun değil

Toplu taşımayı kullanan birkaç başka turistten de öğrendiğim kadarıyla İstanbulkart alıp kullanabilmeleri için HES kodu oluşturma konusunda sorun yaşamamışlardı. Natalia süreci şöyle özetledi: “Sağlık Bakanlığı’na negatif test sonucu yollayınca onlar bizi kayda aldı ve HES kodu oluştu sonra da metro istasyonundaki görevliler kodu kartla eşleştirmemizi sağladı.”

Tarihi Sultanahmet Köftecisi Selim Usta’nın önünden geçerken oradaki satışların neredeyse yüzde 90 düştüğünü öğrendim ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden gelen avukat Yves’le tanıştım. Bir iki arkadaşıyla gelen Yves, “Kongo’da Covid yok. Maske filan da takmıyoruz. Burada mecbur takıyorum ama sıkılıyorum. Kısıtlamalar nedeniyle fazla bir şey yapamıyoruz maalesef” dedi.

Verilere bakılırsa ülkesinde Covid-19 yok değil.. 29 bin 498 vaka görülmüş ve 756 kişi virüse yenik düşmüş ama belli ki durum başka ülkelerdeki kadar vahim olmadığı için fazla endişe etmiyorlar!

Fotoğraf: Reuters

Ayasofya’ya doğru yürüdüm amacım geçen yıl 24 Temmuz’da ibadete açıldıktan sonra namaz kılmak, dua etmek için gelen turist bulmaktı. Karşıma Yemenli Yasir çıktı. Britanya’nın başkenti Londra’da yaşayan üniversite öğrencisi Yasir, o ülkeden direkt Türkiye’ye uçulamadığı için Almanya üzerinden gelmişti. Annesinin İstanbul’da yaşadığını, dördüncü kez İstanbul’a geldiğini anlattı.

Ayasofya’da namaz kılmak

Kentin birçok bölgesini gezmişti, Sultanahmet’e bu kez gelişinin nedeni ise Ayasofya Camii’nde namaz kılmaktı. Onun gibi, Pakistan’dan, Katar’dan gelenleri de gördüm birkaç kişilik gruplar halinde.

Topkapı Sarayı’na doğru yürürken simitçi Haydar beye işlerin durumunu sordum. “Salgın başladığından beri dörtte bire indi. Sokakta olmak da risk ama az da satsam mecburum” yanıtını aldım.

‘Evde de kırmızı bölgedeyiz’

Ve, 3’üncü Ahmet Çeşmesi’nin önünde yazının başlığını veren iki isimden ilkiyle, Valeria’yla tanıştım. Altı kişilik grupla Ukrayna’dan üç günlüğüne geldiklerini belirterek şunları söyledi: “Önlemler birbirine benziyor. Biz Kiev’de zaten riskli, kırmızı bölgede yaşıyoruz. İstanbul da öyle yani fazla bir şey fark etmiyor. Bu salgının sonunu göremiyoruz. Yıllarca sürebilir. Hayatı yıllarca erteleyemeyiz.”

Fotoğraf: DHA

Meydandaki fıskiyelere doğru yöneldim. Kestaneci, ürününü, “Medicine for Covid (Covid için ilaç)” diyerek pazarlamaya çalışıyordu.

Almanya’nın Frankfurt kentinden gelen Aron ve kız arkadaşı Ariana ile tanıştım. İkisi de 28 yaşında. Aron lojistik alanında Ariana ise bankada çalışırken dünyayı dolaşmaya karar vermişler.

Ekvador’da dört ay yurtta kalmışlar

Gezmeye Güney Amerika’dan başlayan çift, salgın başlayıp sınırlar kapanınca dört ay Ekvador’da, bir öğrenci yurdunda kaldıklarını anlattı. Sınırlar açılınca Almanya’ya dönen ve bir süre sonra karavanla İtalya, Yunanistan ve Türkiye’yi gezerek tura devam etme kararı alan Aron ve Ariana da konuştuğum çoğu kişi gibi ‘hayatın devam ettiğini’ vurguladı: “Biz işlerimize ara verdik, para ayarladık. Pandemi nedeniyle aksadı biraz ama planı tamamen çöpe atmadık.”

‘Sokakta insan görmek güzel’

İstanbul’u çok beğendiklerini, Kapadokya’ya da gideceklerini söyleyen Aron şöyle devam etti: “Sokakta insan görmek, yani hayatın normal akışına şahit olmak psikolojik olarak iyi geliyor. Aslında ilk etapta Türkiye yoktu planda ama kısıtlamalar belirli ölçüde hayatın normale yakın akmasına izin verdiği için seçtik.”

‘Her yerde kapabiliriz’

‘Kırmızı bölge’ye gönderme yapan ikinci isme Sultanahmet Camii’nin önünde rastladım. Zaporijya’dan İstanbul’a gelen 23 yaşındaki Tatiana ve 49 yaşındaki annesi Valeria geçen yıl nisan ayı için plan yaptıklarını, pandemi başlayınca ertelediklerini ancak daha fazla ertelemek istemedikleri için geldiklerini anlattı: “Nasıl olsa Ukrayna’da yaşadığımız yer de durum farklı değil. Orada da kırmızı bölgedeyiz. Virüsü her yerde kapabiliriz. Ukrayna’da, İstanbul’da ya da başka yerde. Sonuçta yıllarca sürse yıllarca planlarımızı erteleyecek halimiz yok.”

Britanya’da yaşayan Pakistanlı bir aile ise direkt bu ülkeye uçamadıkları için Pakistan’da tatil yaptıktan sonraTürkiye’ye geldiklerini anlattı. Bankacı Bilal Bey, eşi ve iki oğluyla gelmişti. İstanbul’a defalarca geldiklerini, her zaman olduğu gibi ev kiraladıklarını, Britanya’ya uçabilene kadar burada olmanın tadını çıkaracaklarını söyledi.

Karadağlı 36 yaşındaki cerrah Nikola iş için defalarca İstanbul’a gelmişti, 26 yaşındaki eşi Angela ise ilk kez ona eşlik ediyordu. Bu kez hem tatil hem iş içindi geliş sebebi. Nikola, “Ben sağlık çalışanı olduğum için ikimiz de aşı olduk. Zaten tek çare aşı tabii aşıların etki etmediği varyantlar çoğalmazsa” dedi.

‘Hayatın bir akışı var, buna tatil ve iş seyahati de dahil’

‘Salgında seyahat’ fikrine yaklaşımı ise şöyleydi: “Burada orada çok fark etmez. Hayatın bir akışı var buna iş ve tatil de dahil elbette alabileceğimiz tüm önlemleri alıyoruz gerisi Allah’a kalmış. Aşı olmadan önce kayak tatili de yaptık.”

Aşı olan bir başka isim Romanya’nın başkenti Bükreş’ten eşiyle gelen Christiana’ydı. Bazı kronik hastalıkları nedeniyle aşı sırasının geldiğini söyleyen 55 yaşındaki Christiana aralarında, “Aşı yaptırmış olmasaydım gelmeye çekinirdim” diyen tek isimdi. 10’uncu kez geldiklerini söylediklerine bakılırsa en büyük İstanbul hayranı da onlardı!

Türkiye’de vaka sayılarının, can kayıplarının arttığını hepsi biliyordu. Onlar gelmekte sakınca görmemişti. İşin ekonomik yanını bir kenara bırakırsak gelmelerinde bu ülkede yaşayan bizler için bir sakınca var mı.. turizmin ‘corona’ tablosuna etkisi nedir.. bunlar başka bir yazının, haberin konusu olabilir.