Yolsuzluklara karşı “AK toplum”daki bu inkarla karışık utangaç sessizliği kıracak yöntem nedir? Bunun yanıtını bilmiyorum. Bu sadece yöntem sorunu mudur, ondan da emin değilim. Ama yolsuzluğa karşı bu boğucu ve utanç verici sessizliğin aynı zamanda yolsuzluğa ortak olmak anlamına geldiğini, vicdan ve namus konusunda mangalda kül bırakmayanlara ısrarla hatırlatmaktan, bütün yasal yollar tıkanınca, gerekirse sivil itaatsizlik eylemlerine başvurarak bu konuda ısrarla sesini duyurmaya devam etmekten başka çare yok.
Yurttaş olmak toplumsal ortaklığın hukukuna, haysiyetine sahip çıkma sorumluluğu da demektir. Bugün AKP yönetimi yolsuzluklar konusunda yurttaş haysiyetimizi çiğneyip, demokratik meşruiyetini yitirirken, uluslararası camiada Macaristan’ın daha dün başına geldiği gibi, Türkiye yönetiminin düşkün ilan edilmesinin koşullarını pekiştiriyor.