Yahu ne güzeldi. Siyaseti işkembe-i küb-radan yapmak ya Rabbi ne hoştu. Cumhur-başkanı seçildiğinde ne dedi Erdoğan: “Hiç kuşkusuz bugün yeni Türkiye, öncü Türkiye kazanmıştır. Sadece Türkiye değil, bugün Bağdat da, İslamabat da, Beyrut,Saraybosna, Üsküp de kazanmıştır. Bugün Şam, Halep, Hama, Humus, bugün Ramallah, Nablus, Gazze, Kudüs de kazanmıştır.”
Açmışlardı önlerine haritayı, seçim zaferine meze yapılacak şehir ismi arıyorlardı. Eski Osmanlı şehirleriyle ağızlarını doldurdukça kendilerini padişah donunda görüyorlardı. Dur baba köprü yapalım, hadi adını Yavuz koyalım. Sancak-ı şerif sandığından çıktı çıkacak, cihat-ı ekber ilan edildi edilecekti. İşkembe-i kübra en az Ortadoğu kadar geniş bir coğrafyaydı. Boş laflar mikrofon önünde ezildikçe işkembenin gurultusuyla kendini teselli etmek yahu ne hoştu.
Uzun adamın mutemedi, çılgın Profesör Davutoğlu mesela. Ne de selis ve celildi. Meclis’te herkesi muma çevirmiş, belagatına çılgın attırıyordu…. Çok değil iki sene evvel. Ortadoğu’da Türkiye’den habersiz yaprak kımıldamıyordu. Değişim dalgası vardı, mu-temet çılgın profesör de çıkmıştı o dalganın tepesine sörf yapıyordu. Allah kabul etsindi.
Ne de iyi oldu, ne de şahane öncülük ettik.