Necati Doğru: WHO müşavirinin 'verem olsam da yatsam' dediği hastane nasıl yok edildi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Heybeliada Sanatoryumu 1924 yı­lında ilk Sağlık Bakanı Dr. Refik Saydam’ın, 50 bin TL gibi çok az bir parayla bir pro­fesör ve bir uzmanı görevlendirmesiyle kurulmuş, kısa zaman­da tam teşekküllü araştır­ma hastanesi haline gelmişti. Hem yok­sulluğa savaş açmış Türkiye’nin vereme yakalanmış insanlarını sağlığına kavuşturu­yor, hem de hastane­ye mesleksiz gelmiş hastaları meslek sahibi yapmayı da görev ediniyordu. Ayakkabı­cı, çorapçı, fotoğrafçı kursları açtı. Hastalar tedavi olurken bir yan­dan da meslek öğren­miş olarak taburcu olu­yorlardı. İşte Mehmet Kırca Öğretmen’in öğrencilerine “buraya bir freze tezgahı koysam….” coş­kusu Cumhuriyetin yarattığı bu birlikte başarma arzusundan geliyordu. Hastane­nin tarihini yazan Başhekim Dr. İsmail Gökçe’nin “Heybeli­ada Sanatoryumu, Kuruluşu ve Geli­şimi” adlı kitabında Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO)’nın hastane­yi dünya ölçüsünde başarılı ilan ettiğini ve o yıllarda sanatoryumu ziyarete gelen WHO müşavirlerinden Dr. Donald. R. Thom­son’nun “verem olsam da bu hasta­nede yatsam…” di­yerek başarıyı hay­ranlıkla ifade ettiğini yazıyor.

Böyle bir hastane! Şöyle yok edildi:

2002 yılında AKP iktidara geldi, devlet hastanelerini öldür­me, özel hastane sahiplerini destekleme yolunu seçti. 2005 yılında “yeterli hasta yok ve deniz yoluy­la ulaşımı zor” diye kapatıldı. Deneyimli hekim, hemşire, sağlık çalışanı dağıtıldı. Deprem yemiş binalar sahipsizliğe terk edildi.

Necati Doğru’nun yazısı