Bugünden tezi yok Türkiye'deki tüm çocuklara zorunlu Kürtçe dersi verilsin
B

Frederike Geerdink
Frederike Geerdink
Hollandalı gazeteci. 25 yıldır meslekte. 15 yıl Hollanda’da çalıştıktan sonra 2006’da Türkiye’ye yerleşti. Özellikle Kürt sorunu, insan hakları, azınlıklar ve kadın meseleleri üzerine yazıyor. Ağustos 2012’den bu yana Diyarbakır’da yaşıyor. www.kurdismatters.com ve www.journalistinturkey.com adlı blogları var. Başta Hollanda ulusal haber ajansı olmak üzere birçok mecraya haber ve yazı yazıyor. Uludere katliamını irdelediği kitabı ‘De jongens zijn dood’ adıyla Hollanda’da yayınlandı. Not: Kendisi ayrıca Amberin Zaman’ı ‘utandıran’ gazetecidir.

FrederikeFREDERIKE GEERDINK

f.geerdink@gmail.com

Türkiye’de yeni bir doktrinasyon yılı başladı bu haftadan itibaren. Sadece ana dili dışında bir müfredata maruz bırakılacak Kürt çocukları için değil üstelik. Aynı zamanda ülkelerindeki çeşitlilikten bihaber bırakılan Türk çoçuklar için…

Gidilecek yol uzun

Türkiye’deki eğitim tartışması genel olarak eğitim verilen dil etrafından dönüyor daha çok. Kürt hareketi anadilde eğitim istiyor ve bu yıl Cizre, Hakkari ve Diyarbakır’da olmak üzere üç okul, pilot proje kapsamında buna başladı.

Kürt hareketinin idealinde sadece özel okullarda değil, devlet okullarında da Kürtçe eğitime geçilmesi yatıyor. Bunun için anayasada değişiklik yapılmak zorunda olduğundan, daha gidilecek yol çok uzun…

Ya coğrafya, tarih ve edebiyat?

Tabii aynı zamanda anadilinde eğitim gören çocukların neler öğreneceklerine bakmamız lazım. Örneğin coğrafya. Günün birinde Kürtçe eğitim veren devlet okulları olursa, oradaki çocuklar Denizli’nin coğrafyasını öğrendikleri gibi Kandil Dağı’nın, Erbil’in ve Mahabad’ın coğrafyasını da öğrenebilecek mi? Bir tahmin edin bakalım.

Örneğin Kürdistan ve Kürtlerin tarihi, Türkçe tarih kitaplarında yer almıyor. Eğer bu kitapları Kürtçe okuturlarsa, Kürt çocuklar Türkiye’nin tarihinde hiç yer almadıklarını ya da aldılarsa da sadece bölücülük ve isyan rollerini üstlendikleri gerçeği dışında ne öğrenecek?

Ya edebiyat? Türkiye tarihinde yaşamış en mühim edebiyatçıların Türk olduğunun söylenmesi, içlerinde hiç Kürt bulunmuyor olması onları nasıl hissettirecek? Eğer bu şekilde Türkçe müfredata tabii tutulurlarsa, Kürt çocuklar asimile edilmeye devam edecek.

Diğer bir deyişle anadilde eğitim almak yeterli değil. Tüm müfredatın değişmesi lazım. Matematik tıpkı fizik ve kimya gibi dünyanın her yerinde değişmez olsa bile yaşadığınız bölgeye ve ait olduğunuz millete göre değişen dersler var. Bir gün Kürtçe eğitimde kullanılan tarih, coğrafya ve bunun gibi başka derslerin kitapları, umalım ki Türkçe müfredatta kullanılan kitapların çevirilerinden ibaret olmasın.

Ayşe’nin yanında Berivan da olmalı

Tabii her şeyin doğru yapılması için Kürtçe eğitime geçilmesinin ötesinde daha kapsamlı bir zihniyet değişikliği gerekiyor. Sadece Kürt çocukların tarih ve coğrafya derslerinde ne öğrendiklerine müdahale etmekle bitmiyor iş. Aynı zamanda Türkçe müfredata tabi çocuklara öğretilenlerin de kökten değişmesi gerekiyor…

Türkiye’de yaşayan herkesin Türk olduğu ‘gerçeği’ne dayayı anlatımın terk edilmesi gerekecek. Bunun için tarih derslerinde Atatürk’ün yaptıklarının daha dengeli biçimde anlatılıması ya da Sünnilik üzerine kurulu din derslerinin başka mezheplerden bahsetemesu lüzumu doğacak.

Ayrıca küçük bir değişiklik de olsa, ders kitaplarındaki isimlerin Ahmet ve Ayşe yerine artık Tigran ve Berivan da olabilmesi lazım.

Seçmeli değil zorunlu

Türkiye bütün bunlardan çok uzakta.  Ancak hemen yapılabilecek ve daha kapsamlı bir değişikliğin kabülüne zemin hazırlayacak bir şey var: Ülkedeki tüm okul çocuklarına Kürt dili ve kültürü dersi (Ermeni ve Laz gibi daha ufak grupları da katarak). Hayır seçmeli ders olarak değil, zorunla ders olarak… Çünkü bu dersler seçmeli olursa, sadece Kürt çocukları bunları alır ve gerekli büyük değişim hedefi ıskalanır.

Amaç şu olmalı: Bir sonraki nesile Türkiye’nin kendi tarih, anadili ve kültürel mirası bulunan farklı toplulukların yaşadığı bir ülke olduğunu, ve bunların her birinin eşit derecede değer taşıdığını benimsetmek. Tıpkı matematik, biyoloji ve tarih dersleri gibi öğrenilmesi hayati bir şey bu.

Huzur içinde yat Mahir

Bu yazımı yakın geçmişte Antalya’da 25 kişilik milliyetçi bir grup tarafından, Kürtçe konuştuğu ‘Pis Kürt’ denilip dövülerek öldürülen 20 yaşındaki Mahir Çetin’i düşünerek yazdım… Huzur içinde yatsın. Ve Türkiye’nin böylesi bir nefretten arındığı gün gelsin…