Hüseyin Gülerce: 'Bu siyaset işi bizi bozar' diyenlere, 'Gelin parti kurun' denmesi abes

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Son günlerde öfke ile karışık, “madem böyle, bu cemaat parti kursun arkadaş…” diyenler çoğaldı. Bu çıkışta, Hizmet’i anlama yerine bir kafa tutma, “kurun da görün gününüzü…” meydan okuması var. Hizmet Hareketi, Türkiye için çözümü sadece siyasette görseydi, elini tutan mı var, parti kurardı. Ama demokrasilerde sivil toplumun da önemli bir yeri, etkisi var. Demokratik baskı, demokratik hukuk devletine, özgürlüklere sahip çıkma da ülkeye bir hizmettir. Siyaseti asla küçümsemiyorum. Mütedeyyin insanlar, içtihatlarına, fıtratlarına, anlayışlarına göre demokrasi içinde iki yol takip ediyor. Ya partileşiyor, “dava”larına böyle hizmet ediyor. Ya da “siyaset bize göre değil, biz eğitim, diyalog, hayır işleri” yoluyla hizmet edelim diyorlar. Nasıl, siyaset yapanlara; “Arkadaş iyi de bu, aynı zamanda tehlikeli bir zemin. İnsanlar bu zeminde değişebiliyor. Bal tutan parmağını yalayabiliyor, rant çukurlarına düşebiliyor, iyisi mi siz bu siyaset işinden vazgeçin, gelin bizimle çalışın” deniyor mu? Riski, imtihanı var diye siyaseti hizmet yolu bilen insanlara böyle bir çağrı yapılıyor mu? Aynı şekilde, “Biz risk almak istemiyoruz, nemelazım çalıyı dolaşırız daha iyi. Bu siyaset işi bizi bozar, uzak duralım” diyenlere de, “gelin parti kurun” denmesi abes değil mi? Hatta siyasetteki insanlara ağır gelmezse, şöyle de söyleyebilirim. Dünya-ahiret dengesinde, siyaset yolu dünyayı öncelemek, hizmet yolu da ahireti öncelemek gibi geliyor bana.

Her iki yol için de ortak söylenecek tek bir şey var. Kimse tercihe zorlanamaz. Ancak hukukun üstünlüğünden, özgürlüklerden, evrensel değerlerden ve ilkelerden taviz verilmemelidir. Niyet ile amel, birbirine ters düşmemelidir…

Hüseyin Gülerce’nin yazısı