İsveç'in 'corona rahatlığı' felaketle mi sonuçlanacak?

İsveç’te hayat ‘corona’ salgını yokmuş gibi devam ediyor. İnsanlar açık havada spor yapıyor, ilkbahar güneşinin tadını restoranlarda kokteylle çıkarıyor. Çocuklar okula gidiyor, iç hat uçuşları aynen sürüyor.

Üç gün önce Stokholm’de baharın tadını çıkaran insanlar. Fotoğraf: Reuters

10 milyonluk ülkede vaka sayısı 10 bini aşmış durumda, ölü sayısı ise 900’e yaklaştı. Bu, İskandinav ülkelerinin toplamından daha fazla.

Buna karşılık Avrupa’nın birçok ülkesinde sokakların bomboş olduğu, insanların yalnızca temel ihtiyaçlarını almak için sokağa çıktığı, Türkiye’de hafta sonları sokağa çıkma yasağı uygulanmaya başladığı bir dünyada, İsveç’te hayat neredeyse normal devam ediyor.

Time’a konuşan ve bir yıldır İsveç’te yaşayan bir ABD vatandaşı ülkedeki atmosferi “Dışarıda hiç panik havası yok, sokaklar geçen ilkbaharda olduğu gibi kalabalık” diye aktarıyor.

Önlemler risk grubundakilerin evde kalması, kalabalık yerlere gidilmemesi, sık sık el yıkanması ve bir grup insanın evden çalışmaya başlamasıyla sınırlı. Son olarak 50 kişinin üzerinde toplanmaya kısıtlama getirildi.

Halkın bir kısmı her bireyin kendi sorumluğunu alması ve devlet eliyle değil, gönüllü olarak önlem alınmasından memnun görünüyor.

Ancak bu, ülkede her şeyin yolunda olduğu anlamına gelmiyor. Independent’a konuşan Stokholm’ün en büyük hastanelerinin birinde çalışan doktor Issa Yacoub “Hiç bu kadar ölüm belgesi yazmamış, hiç bu kadar uzun saatler çalışmamıştım” diyor. Yacoub ve meslektaşları hastane kapısıda giren hasta sayısından giderek daha da endişeleniyor.

Uzmanların artan endişelerine rağmen ülkenin baş epidemiyoloji uzmanı Anders Tegnell ‘düşük seviye’ önlem konusunda ısrarlı. Bu modelin uzun vadede daha sürdürülebilir olduğunu savunuyor.

Ülkenin ana stratejisi yaşlı nüfusunu korumak olsa da hastalık Stokholm’deki huzurevlerinin üçte birine yayılmış durumda. Bu da ölü sayısını artıyor.

Başbakan Stefan Lofven “İsveç yaşlılarını korumayı başaramıyor” itirafında bulunarak halkı binlerce ölüm için hazırlıklı olmaya çağırdı.

Tegnell, Britanya’nın başta uygulama kararı alıp sonradan vazgeçtiği sürü bağışıklığını savunuyor. Diğer bir alternatif ise bağışıklık ve aşının bir arada uygulanacağı bir formül. Ancak aşının bir yıldan önce uygulanabilir olması öngörülmüyor.

Ayrıca bu virüse karşı bağışıklık kazanılabildiği henüz kanıtlanmadığından uzmanlar bu stratejinin yanlış olduğunu söylüyor. 2 bin 300 doktor tarafından imzalanan açık mektupla ülkede daha sıkı tedbiler alınması istendi.

Yoğun bakım hasta yatak sayısında Avrupa’nın en zayıf ikinci ülkesi (100 bin kişiye beş yatak) İsveç’te doktorlar bir an önce uzmanların ve Dünya Sağlık Örgütü’nün tavsiyelerine uyulmasını talep ediyor.

Tarihe geçecek bir katliam’

Ülkenin en büyük hastanelerinden birinin baş hekimi bu yaklaşımın muhtemelen ‘tarihe geçecek bir katliam’la sonuçlanacağını savunuyor.

Karolinska Enstitüsü’nden mikrobiyal patojenler üzerinde çalışan Dr. Cecilia Soderberg Naucler durumun ciddiyetini şöyle anlatıyor: “Ben bir bilim insanı olarak ancak verilere güvenirim ve veriler bir felakete doğru gittiğimizi söylüyor. Hepimiz bilgilendirilmiş rızamız alınmadan bir deneyin parçası olmuş durumdayız.”