Erdoğan Hükümeti’nin ‘sorunları küçültüp çözme’ yerine ‘büyütüp çözülmesini zorlaştırmayı’ dış politikasının merkezine koyduğunu Suriye’de gördük. Bu politikayı şimdi Doğu Akdeniz’deki sorununu Libya sorunu ile de birleştirerek ‘büyüterek’ sürdüreceği anlaşılıyor. Yani cumartesi günü Libya’nın İhvancı Hükümeti’yle varılan ‘mutabakat muhtırası’nın; Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sorunlarını küçülten değil büyüten, Erdoğan’ın ABD ve Rusya ile ilişkileri ‘stabil’ tutulmaya çalışırken son dönemde AB ile ilişkileri daha da sertleştiren bir çizgi izlemesi, kendisini Libya’nın patronu gören Fransa’nın Cumhurbaşkanı Macron’un hedefe konmasının bir tesadüf olmadığını gösteren, Libya topraklarında istihbaratı, özel kuvvetleri, hava kuvvetleri ve deniz kuvvetlerinin kullanılacağı asker operasyonların önünü açan, iç politikada şoven milliyetçi propaganda ve Erdoğan-Bahçeli ittifakının tek parti tek adam yönetimini amaçları etrafında, ülkeyi yeni maceralara sürükleyen adımlara dayanak teşkil edecek özellik ve amaçlara sahip olduğunu söylemek gerçeği en yakın değerlendirme olur. İki ülke arasında varılan bir mutabakat herhalde, en fazla bu kadar soruna yol açabilir!