Bir milletvekili, yasama görevinin bir parçası olarak bu durumu bir soru önergesiyle soruyor ve sorunun yanıtı ne olduğu belli olmayan bir mahkeme yasaklama kararı ile TİB’den geliyor: Yasak, bu yazıyı kaldır!
Yasama faaliyetinin, mahkeme kararına dayanan bir idari uygulama ile engellenmesinden başka bir şey değil ve ciddi bir anayasal suç da aynı zamanda.
Benim şimdi bir önerim var: CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, bu salı günü TBMM konuşmasında bu ses kayıtlarını yayınlasın.Şu anda hükümetin tek derdi yolsuzluk soruşturmasını örtbas etmek, konuşulmasını engellemek.
Bunun için savcıları değiştirmekten tutun, milletvekillerine sansür uygulamaya kadar her yolu deniyorlar. Bu durumda muhalefete düşen görev, bu oyunu Meclis kürsüsünü kullanarak bozmaktır.
Ağlamayın, hesap verin
Zafer Çağlayan’a ve onunla birlikte suçlanan eski bakanlar Muammer Güler ve Erdoğan Bayraktar’a şunu söylemek isterim:
Başbakan’ın kendisini kurtarmak için yolsuzluk soruşturmasının üstünü örtme çabası nedeniyle hayatları boyunca bu leke ile yaşayacaklar.
Madem herhangi bir suç işlemediklerini düşünüyorlar, o zaman Başbakan’a demeliler ki, “Patron, soruşturmaları engelleme ki aklanalım. Savcı kim olursa olsun, yargıç nereden gelirse gelsin biz bu suçlamalardan kurtuluruz.”
Soruşturma üzerindeki karartma sürdüğü sürece, istedikleri kadar “Bu kardeşinizin suçu ne” diye ağlaşsınlar, kimseye dertlerini anlatamazlar.
Bu “kardeşlerimizde” böyle bir yürek var mıdır dersiniz?