Dolayısıyla bu seçimde en büyükçoğunluğu, pusulada kendi fikrini yada partisini göremeyenler oluşturacak. Adına POP, yani Pusulada Olmayanlar Partisi diyelim. Bu potansiyel bir temsil krizinin işareti olduğu gibi, otoriter yeni rejimin siyasal alanı nasıl daralttığının da bir göstergesi.
Temsil krizi sadece seçime katılım oranlarıyla ölçülmez. Temsil krizi, gönülsüzce oy veren seçmende “beni temsil etmiyorlar”düşüncesinin yayılmaya başlamasıyla belirginleşir. Seçmen sandığa gitse bile geleneksel siyasetle ve aktörleriyle gönül bağı zayıflar. Oy vermeye etki eden olgu “mecburculuk”tur. Bu da, kendi içinde değişim sağlayamayan, kan dolaşımı yaratamayan partilerde ömürlük siyasetçi esnafının daha da kalıcılaşmasına, kendilerini daha da vazgeçilmez görmelerine yol açar. Buna halkın kızgınlığıysa, temsil krizini bir kat daha derinleştirir.
Deniz Yıldırım: Seçimde en büyük çoğunluğu, POP oluşturacak
Okura not
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.