Kimi kişisel yorumlar da vardı. Onlardan birini paylaşmadan geçemeyeceğim.
İrikıyım, 40’lı yaşların başında bir devlet memuru, fotoğraf çektirdikten sonra iyice eğilip fısıldadı:
“Bu fotoğrafı sosyal medyada paylaşamayacağım için kahroluyorum.”
Tahmin ettim ama nedenini sordum.
“Bilmediğinizi sanmıyorum” dedi, devam etti:
“Bütün sosyal paylaşımlarımız izleniyor. En iyi niyetli yönetici uyarıyor, dikkatini çeken bir şey varsa, ‘hemen sil’ diyor. Bazıları bir şey bulmuş gibi hemen şikâyet ediyor…”
Bunları söyledikten sonra yutkundu. Devamını getirsem mi getirmesem mi der gibi bir ikirciklenme içindeydi. Biraz daha kulağıma yaklaşıp şunları söyledi:
“Zaten hepimizi sindirdiler. En son sendikamızdan istifa edip iktidar sendikasına geçtik. O gün, bunu nasıl yapabildiğime şaşıp işkence altındaymışım gibi kıvrandım. Akşam eve geldim. Aynada yüzüme baktım, tükürdüm…”
Üç gündür o devlet memurunun yüzü gözümün önünden gitmiyor.
Bir devlet memurunun iktidar sendikasına geçmeye zorlanıp akşam aynada kendi yüzüne tükürmesi…