Bizatihi kendisini devlet yerine koyan, kendisini “devlet zanneden” bir iktidar, bir hükümet var. Kendisini devletleştiren iktidarlar “adalet” ve “kalkınma” mottosuyla yola çıksa da, zamanla “vicdanla”, “adaletle” değil, kendi bekasının gerekleriyle yönetmeye yeltenirler. Kendi bekasını devletin bekasıyla eşdeğer görünce menfaatler de “yüceleştirilmeye” başlanır.
“AK Parti = devlet” zannı hatta “Erdoğan = devlet” yaklaşımı her şeyi mubah kılan sonuçları da beraberinde getirdiğini söylemek mümkün. Eğer bugün AK Parti “bir seçim kazanmaya değil de, bir seçimi kaybetmemeye” yoğunlaşmışsa bunun en büyük nedeni işte handikaptır. AK Parti söylemlerinde, “Erdoğan yoksa devlet yıkılır, Erdoğan yoksa koca bir millet orta yerde öylece kalıverir” psikolojisine başvurmak zorunda kaydıysa; işte bu zorunluluk bu yazının anafikrini oluşturuyor. ARTIK BİR MASAL BİTİYOR… HATASIZ VE GÜNAHSIZ BİR LİDER, HATASIZ VE GÜNAHSIZ BİR PARTİ öğretisi çöküyor.