Uğur Mumcu’nun deyimiyle “liboş” takımından birinin sosyal medyada Cumhuriyet Vakfı’nda aralarında benim de yer aldığım yeni yönetimin oluşması olayını, belli bir Saray’a gönderme yaparak, “Saray Darbesi” olarak nitelemesi üzerine bu yazıyı yazmak zorunlu oldu.
Bu vesileyle, bir noktayı da belirtmek isterim. Bu değişiklik üzerine, Cumhuriyet’ten ayrılan arkadaşların gerekçelerine katılmadım, ama bu, bir kısmını eskiden bildiğim, bir kısmını yeni tanıdığım arkadaşlarımın, yetkinliklerine, gazeteciliklerine, çabalarına, kalemlerine, kişiliklerine duyduğum saygıyı azaltmadı.
Kadim dostum, yıllarca birlikte demokrasi mücadelesi verdiğimiz Orhan Erinç, kendilerini eskiden beri tanıdığım, yazılarını keyifle okuduğum, Hakan Kara, Güray Öz, Cumhuriyet’te çalıştığı kısa süre bir kişilik değil, bir servislik çaba ile tek başına bir gazeteye bedel performans göstermiş olan Çiğdem Toker, bir konuşmamızda “Allah aşkına bunca zamandır siz neredeydiniz” diye sormaktan kendimi alamadığım Tayfun Atay’ın Cumhuriyet’teki yazılarını arayacağımı, duygu ve sevgi dolu veda yazısını içim titreyerek okuduğum saygın meslektaşım Murat Sabuncu’yu da her zaman sevgiyle anacağımı da belirtmek isterim.