Cem Küçük: Bizim kanatta da çoğu köşe yazarı, birey olarak yok hükmünde

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Fakat Altaylı kadın haklarıyla ilgili kalem oynatırken söylenecek öldürücü argümanı bakıyorum hiçbir köşe yazarı akıl edip yazmıyor. Oysa bilinen bir olgu bu. İşte bunun için zaten köşe yazarlığının ve yorumculuğun sonu geldi diyorum. Diyeceksiniz ki sen niye yazmıyorsun o öldürücü argümanı? Ben zamanında yazdım, çok da okundu ama bizim tarafta okunmanın ve ilgi görmenin hiç önemi yok.
Bizim tarafın sorunu da doğru pozisyonu alıp doğru ilişkileri kurduktan sonra 1 kişinin bile okumayacağı yazılar yazsanız çok okunan bir yazarla aynı kefeye konmanızdır. Sıfıra yakın reyting de alsanız programınızın aynen devam etmesidir. Yani yeteneksizliğin ve korkaklığın ödüllendirilmesidir. Okunmak ve izlenmek değil ilişki ve yalakalık ağları kriter olmuşsa orada iş biter. Hatta çok okunan ve çok izlenen yani toplumun merak ettiği biriyseniz başınıza bela gelme olasılığı daha fazla. Nitekim medya tarihinde böyle olaylar da yaşadık. O yüzden bizim kanatta da çoğu köşe yazarları “Yaşayan ölü” olmayı tercih ediyor. Birey olarak yok hükmündeler.
Bu ülkede bazı gazeteler köşe yazarsız çıksa akşama kadar kimsenin fark etmeyeceğine eminim. Zaten benzer şeyler oldu. Bir yazarın 3 gün üst üste aynı yazısı çıktı ve kimse fark etmedi. Şüphesiz aynı şey bugün Milliyet ve Vatan için de geçerli. Bu gazeteler de köşe yazarsız çıksa kimsenin fark etmeyeceğine eminim. Eski dönemin tanınmış isimleri bile ne yazıyor ne yazmıyor kimse farkında değil, umurunda da değil. Hiçbir yazı okunmuyor ve tıklanmıyor. Bir ara bu gazetelerde yazanlardan “Şu muhalif şu yandaş” listeleri düzenlenmişti. Yahu ne muhalif olanları ne yandaş olanları toplum tanıyordu ve biliyordu.

Cem Küçük’ün yazısı