Türkiye’de de krizin ilk zamanlarında heyecanla bir doğu rüzgârı esti ama Almanya ve diğerleri devreye girince de birden diniverdi. Makul olan galip geldi… Makul olan AB markasının gücü değil; aynı zamanda, Rusya ve Çin’in ve de o hatta fırsat kollayan ülkelerin Türkiye’ye Avrupa’dan kazandığını hiçbir şartta veremeyecek olmasıdır. Çünkü böyle bir kaynağa, ekonomiye, pazara ve paraya sahip değildirler. Tabii en başta hukuk, demokrasi ve bütün insani hakları ve sivil toplum kuralları eksiktir. Kaynak veremeyecek olmaları bir yana Rusya ve Çin tek taraflı ticari üstünlükleri (enerji ve ucuz üretim) sayesinde alabildiklerini alma peşindedirler.
Evet, herkesin derdi parasını denkleştirmek, vatandaşının karnını doyurmak… Bizim ilaveten her yıl giderek büyüyen finansal açığımızı fonlamak için de para piyasalarına akredite olmak ve o piyasalara mümkün olan en az problemle ulaşmak gibi bir derdimiz daha var.
Demokrasi olmayan pazarda para yok denecek kadar azdır, demokrasi ile çalışan pazarda para daha çok ama kurallardan sapmak maliyetlidir.