Şimdi kral olmanın ölçütü de değişmiş gözüküyor. Sanki halklar tahammül edilebilecek azami cehalet ve ahlaksızlık seviyesini belirliyor ve kraldan sadece o seviyeyi aşmamasını istiyorlar. Söz konusu seviyenin altında aşırı sayıda kral namzeti olabileceği için de, genellikle kendilerine yakın buldukları, kanlarının ısındığı birilerini kral yapıyorlar. Öte yandan kral değiştirmenin gereksiz külfetine katlanmak istemeyen halklar, cehalet ve ahlaksızlık çıtasını sürekli yükselterek kralın yönetimde kalmasını teşvik edebiliyorlar.
Herkesin memnun olduğu böyle bir yönetim biçimi varken demokrasi de tabii ‘çok çok farklı’ bir algılanma noktasında duruyor…