Mehmet Ocaktan: Pink Floyd, giderek anti-totaliteryan ve savaş karşıtı bir özelliğe evrilmiştir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Rock müziğinin asi çocukları The Beatles, Pink Floyd, Rolling Stones, Led Zeppelin, Deep Purple gibi gruplar aynı zamanda rock’ta çığır açan bir özelliğe sahiptirler.

Mesela Pink Floyd ilk çıktığında daha çok Psychedelic soyutlukta bir müzik üretiyordu. Yani sürrealist sözlerin ön planda olduğu, değişik melodiler ve sesler denemeyi seven bir müzikti.

İşte bir boyutuyla gotik bir modern zaman masalı olan Pink Floyd, giderek anti-totaliteryan ve savaş karşıtı bir özelliğe evrilmiştir.

Psychedelic alemlerinden yeryüzüne inen rock’ın asi çocukları adeta birbiri ardına sökün ederler. Özellikle Revolutin şarkısıyla Beatles, 68’deki sokak eylemlerine ithafen yazdıkları Street fighting man’le Rolling Stones Batı’nın kapitalist değerleri üzerinde kelimenin tam anlamıyla tepinmeye başlarlar.

Beatles’in Revolutin şarkısı ‘devrim’den ve dünyayı değiştirmekten söz etmektedir artık:

Pink Floyd’un bugün bile dillerden düşmeyen The Wall şarkısı, savaşın çılgınlığına karşı adeta içsel bir manifesto niteliğindedir. The Wall’ın ‘Mother’ bölümünü dinlerken İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupalı insanın derin psikolojik travmasını bütün kalbinizle hissedersiniz. İşte bu Soğuk Savaş döneminde, her daim bir saldırı tehdidi altında yaşamakta olan insanlar zihinlerinde duvarlar örerek kendilerini savaşın lanetli ortamından korumaya çalışırlar.

Mehmet Ocaktan’ın yazısı