Tıpkı bir mikrokozmos misali (gerçi pek de mikro değil ama), özendiği Türkiye Cumhuriyeti gibi Fenerbahçe Cumhuriyeti de bir seçime gidiyor. Karakterleri benziyor mu? Benziyor! Tarihsel bir önemi var mı? Var. Ne olacağı belirsiz mi? Belirsiz. “Dönülmez akşamın ufku” kokusu hissi veriyor mu? Veriyor. O yüzden belki genel seçimler için bir ilham kaynağı olsun diye Sarı – Lacivertlilerin seçimine iyi bakmak gerekiyor.
Soru hep aynı: Aziz Yıldırım mı olacak, Ali Koç mu? Oysa bütün sorunlar bu yanlışsoruyla başlıyor. Öyle bir yanlış ki pek çok doğruyu götürüyor. Sadece her şeyi kişilere indirgeyerek anlamsızlaştırmakla kalmıyor, bir içerik de yaratmıyor. İsimleri tokuşturarak tercih yapmaya seçim denmiyor maalesef. Onun adı kayıkçı kavgası! Oysa gerçek bir seçim aslında bir yaklaşımlar yarışıdır.
Biz ise en az bunları konuşuyoruz. Aziz Yıldırım’dan sürekli 3 Temmuz’a, onun yaşattığı travmalara vurgu yapmasını dinliyoruz mesela. Bütün seçim stratejisini bunun üzerine örüyor başkan.
Onun hesabının sorulmasıyla kulübün düzlüğe çıkacağını söylüyor. İnsan merak ediyor. Hâlâ devam eden bir süreçse, aynı takım nasıl oluyor da arada nisan ayında şampiyonluğu garantilediği bir sezon yaşadı? Bir senelik mola mı verdiler? “Galatasaray maçında penaltımız verilseydi şampiyonduk, bırakmadılar, engellediler” diyor. Oraya kadar yaklaştırdılar ama orada dur dediler, öyle mi?