Yürütülen yoğun kuşatma ve kriminalizasyon nedeniyle zorlanan HDP, neredeyse diğer bütün siyasi aktörler tarafından yalnızlaştırılan bir alana itildi. Ancak, bir süre sessiz kalsa da oy oranını önemli ölçüde koruduğunu gösteren HDP, 24 Haziran’da oluşacak tablodaki kritik rolü, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu için önemi, dolayısıyla denklemdeki ağırlığını güçlendirdi. En uzaktakiler için bile, “Dimyat’taki prinç” olmayı sürdürdü.
İktidarın değişmesi için barajı geçmesi, ikinci turu kazanmak için de desteği şart olan HDP’nin oyuna herkes talip. HDP de, bir taraftan demokratik özerklik taleplerini “yumuşatarak”, bir taraftan da özellikle İstanbul’da neredeyse hiç Kürt aday göstermeyerek CHP’nin biraz boşaltmış göründüğü sol muhalif tabana ve özellikle Alevilere daha güçlü biçimde yöneldi. Elbette, siyasi perspektifi genişletmeyi zorlayan Demirtaş’ın adaylığı da önemli bir faktör.