Ceyda Karan: Mezhepçiliği 'Fizan'da aramayın, hemen burnunuzun dibinde

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

IŞİD yahut El Nusra gibi İslam dini için karanlık, eli kanlı, dibine kadar mezhepçi örgütlerin memlekette cirit atmasına göz yuman bir zihniyet bu. Her açığa çıkışında kendini aynadaki aksini afişe ederek ‘aklandığı’ zannedilen bir zihniyet. Kendi memleketinde ötekileştirdiklerine ‘Siz azınlıksınız biz çoğunluğuz, kesin sesinizi oturun oturduğunuz yerde’ derken, Irak’ta azınlıktaki Sünnilere hamilik yaptırtan…

Gözü kararmış olandan adalet de beklenmez, insanlık da… İşte karşı karşıya kaldığımız durum tam da bu… Mezhepçinin mezhepçiyi mezhepçi diye suçladığı bir çamur deryası. Sınırımızın içinde bu zehri eline fırsat geçti mi akıtan mütedeyyin münevver saymakla bitmiyor. Malum şahısın ise sinirden dilini tutamadığı anlarda ağzından çıkan nefret söylemiyle aklımıza kazınıyor. Reyhanlı’da bu nefret, “..dikkat edilirse 53 Sünni vatandaşımız ne yazık ki şehit oldu” cümlesine bürünüyor. Eski ortaklarını hedef tahtasına koyarken “Bunların bir defa üç tane önemli hasleti var, takiyye var, yalan var, iftira var, üçünün neticesi fitne var, fesat var, bunlar Şia’yı geçmiş vaziyette. Şia bunların eline su dökemez” diyecek kadar şirazeden çıkartabiliyor. Muhalefet lideri için ‘zaten Alevi’ sıfatını yapıştıran bu zihniyetin ötekileştirme boyutlarının nerelere uzanabildiğini Rumlar için ‘affedersiniz Rum’ demesinden de tanıyoruz…

Şimdi işin ucunda cumhurbaşkanlığı koltuğu varken, kalkıp ‘mezhep kardeşliğinden’ söz ettiğinde sakın kanmayın… Bu patolojinin tedavisi yok. Bu zehir öylesine damarlarına yayılmış ki, iç politika dış politika demeden külliyen varolduğu her yere şer tohumları ekmeye mahkûm. Dün Suriye’de bugün Irak’ta ölen masum Iraklı, ister Şii ister Sünni, ister Arap, ister Türkmen, ister Kürt olsun, bu cinayetlerin tümünde bu mezhepçilerin dahli olduğunu unutmayın. Mezhepçiliği ‘Fizan’da aramayın, hemen burnunuzun dibinde.

Ceyda Karan’ın yazısı