Dini hurafelerden temizleyeceğiz diye yola çıkan insanlar, en büyük hurafeye dönüşen akılcılığa, bilime göre dini silbaştan kodlama savaşı veriyorlar.
O yüzden önce hadislere, mezheplere saldırıyorlar, sonra herkes Kur’ân’ı anlayabilir diyerek Hz. Peygamber’i (sav) devre dışı bırakacaklar.
Hz. Peygamber’in (sav) devre-dışı bırakıldığı bir din, kısa devre yapacaktır.
Sıra sonunda Kur’ân’a gelecek… Âyetler tartışılmaya başlanacak…
Başladı da nitekim…
Bazı profesörler, “filan âyet kafama yatmadı benim” diyebiliyorlar!
Sen kafanı değiştir önce, diyorum ben de bu sığ, çapsız kişilere.
Bazı profesörler de, “Kur’ân’da değiştirilmesi gereken âyetler var,” demeye başladılar bile.
Batı’da bu tür proje tipler tonla…
Bizde de çıkmaya başlayacak zamanla…
Kur’ân’ı sadece akıl’la, bilimle anlamaya çalışmak, aklı da, bilimi de vahyin önüne geçirmektir.
Daha da vahimi, Müslüman zihninin buharlaştığı, Batılı / seküler modern veya postmodern zihin kalıplarına göre işlediği bir zaman diliminde, Kur’ân’ı, aklı veya bilimi eksene alarak yorumlamak dini din olmaktan çıkarır, hayattan uzaklaştırır.
Her iki durum da, İslâm’ın tahrif ve tahrip edilmesiyle sonuçlanır.