Altını çizerek söylüyorum: 28 Şubat süreci, laikçi elitlerin, bir irtica tehlikesi heyûlası icat ederek toplumun İslâmî duyarlıklarına ve İslâmî omurgasına darbe vurma girişimiydi.
15 Temmuz ise, Türkiye’nin İslâmî yörüngesini bulması, zamanla, sömürgecilerin bölgeden uzaklaştırılması yolculuğunun FETÖ maskesiyle vurulması ve durdurulması savaşıdır.
FETÖ, bu süreçte, tam bir karartma operasyonudur. Maskedir.
O yüzden, öncelikli olarak, FETÖ maskesi kullanılarak, bu toplumun bin yıllık ruh köklerini -iyi kötü- yaşatan, geleceğe taşıyacak olan tarikatler ve cemaatler hedef tahtasına yatırılıyor.
İkinci olarak, PKK, DAEŞ ve diğer bütün terör örgütleri kullanılarak Türkiye’nin dışardan ve içerden kuşatılması amaçlanıyor.
Üçüncü olarak, Türkiye’nin güney hattına, giderek bütün bir Arabistan Yarımadası’na İran yerleştiriliyor; böylelikle hem özelde Türkiye dışardan terör örgütleri ve İran tarafından kuşatılıyor hem de genelde İran’ın Arap dünyasını kuşatmasının önü sonuna kadar açılıyor…