Uluslararası Af Örgütü’nün 2017/2018 raporuna göre darbe girişimi sonrası uygulanan olağanüstü hal (OHAL), insan haklarının hukuka aykırı bir biçimde kısıtlanmasının yolunu açtı.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre bugün yayınlanan raporun Türkiye bölümünde “Devam eden OHAL, insan hakları ihlalleri için uygun bir zemin hazırladı. Her tür muhalefet acımasızca bastırıldı, gazeteciler, siyasi aktivistler ve insan hakları savunucuları hedef alınanlar arasında yer aldı” dendi.
Raporda, Uluslararası Af Örgütü’nün Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Taner Kılıç’ın tutukluluğuna da değinildi: “Örgütün 60 yıllık tarihinde ilk defa bir şubesinin hem yönetim kurulu başkanı, hem de direktörü düşünce mahkumu oldu.”
İstanbul’da rutin bir çalıştaya katılan 10 insan hakları savunucusunun da ‘terör örgütü üyeliği’ gerekçesiyle gözaltına alındığını ve daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığının belirtildiği raporda bunun sivil topluma yönelik geniş ölçekli baskıların bir parçası olduğu görüşü yer aldı.
‘100’den fazla gazeteci tutuklu’
Raporun devamında şöyle dendi: “İnsan hakları savunucuları büyük zorluklarla karşılaştılar ve özellikle örgütlenme ve toplanma özgürlükleri saldırı altındaydı. Türkiye 2016 yılındaki darbe girişiminin ardından hükümeti eleştirdiği düşünülen on binlerce kişiyi gözaltına aldı. Ana akım medyada hükümet eleştirileri büyük oranda son buldu. 100’den fazla gazeteci – bu sayı diğer ülkelerdeki tutuklu gazeteci sayısından daha fazladır – gerçek dışı suçlamalarla aylar boyunca tutuklu kaldı.
’60 belediye başkanı yılı tutuklu geçirdi’
Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) iki genel başkanı da dahil olmak üzere 2016 yılında tutuklanan dokuz milletvekili yıl boyunca tutuklu kaldı. HDP’nin kardeş partisi Demokratik Bölgeler Partisi’nin, Türkiye’nin güney ve güneydoğu bölgelerinde Kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları yerleri temsil eden ve seçimle göreve gelen 60 belediye başkanı da yılı tutuklu geçirdi.

‘Onur Yürüyüşü uydurma gerekçelerle yasaklandı’
Binlerce kişi, barışçıl biçimde ifade özgürlüğü hakkını kullandığı için, hakaret suçu ve terörle uydurma suçlara yönelik yasalar dahilinde, cezai soruşturma ve kovuşturmalara uğradı.
Daha önce her yıl düzenlenen İstanbul Onur Yürüyüşü, uydurma güvenlik gerekçeleriyle bu yıl üçüncü kez yasaklandı. Polis plastik mermi kullanarak, keyfi gözaltılar gerçekleştirerek, gereksiz ve aşırı güç uygulayarak yürüyüş yapmak isteyen küçük grupları hedef aldı.”