Af Örgütü: Devletin Gezi'deki şiddeti mahkemelere de taşındı

 

Gezi PArkı eylemlerine ilişkin ikinci raporunu yayımlayan Uluslararası Af Örgütü, devletin eylemleri bastırabilmek için yalnızca göstericilere şiddet uygulamakla kalmayıp bu tutumu yargılama aşamasında da devam ettiği tespitinde bulundu.

Radikal’den İsmail Saymaz’ın haberine göre, bugün açıklanacak raporda Af Örgütü “Artık Türkiye’de barışçıl bir eyleme katılmanın bazı riskler içerdiği düşünülüyor. Bu riskler arasında dayak, gözyaşartıcı gaza ve plastik mermilere maruz kalmak, gözaltılar ve yargılanma ihtimali bulunuyor” dedi.

Şiddet, ifade özgürlüğünü tehdit ediyor

Eylemlerde yaşanan devlet şiddetine dair yapılan soruşturmalarda ilerleme kaydedilmemesi, polisin delilleri yok etmesi de adil yargılamayı gölgeleyen sorunlar olarak raporda yer aldı. Rapora göre, devlet şiddeti ifade özgürlüğünü de tehdit ediyor.

Raporun dikkat çeken bölümleri şöyle:

– Taksim Dayanışması’nda ön planda olan isimler hedef seçildi, dayanaksız delillerle haklarında dava açıldı. Kanıtların büyük kısmı, Taksim Dayanışması’nın Twitter hesabından gönderilen, eylemlerle ilgili bilgi ve fikirlerin paylaşıldığı tweetlerden oluşturuldu.

‘Adaletin sağlanması konusunda umut kırıldı’

Gezi Şehitleri - Faruk Tarınç'ın çizimi
Gezi Şehitleri – Faruk Tarınç’ın çizimi

– Bağımsız soruşturma makamı olmadığı için polisler delilleri gizledi, arkadaşları hakkındaki yargılama sürecini engelleme, geciktirme ya da yönlendirme tutumu içine girdi.

Rapor örnek olarak; Berkin Elvan’ın öldürülmesi ve Hakan Yaman’ın yaralanmasında delillerin yok edilmesini, Ankara’da yaralanan Dilan Dursun davasında MOBESE kameraları üzerindeki kontrol yetkisini lehinde kullanmasını gösterdi. Raporda, Ali İsmail Korkmaz ve Ethem Sarısülük davalarında ‘adaletin sağlanması umudunu kıran sorunlar yaşandığı‘ belirtildi.

– Ankara’da ve İstanbul’da 350’den fazla suç duyurusunda bulunulmasına rağmen sadece üç savcı atandı.

Medyada ‘görülmemiş’ baskı

20140407 gezi3

– Adana, Antakya, Antalya, Erzincan, Gaziantep, İstanbul, İzmir ve Tunceli’de, ‘terör örgütü üyeliği‘ iddiasıyla açılan Gezi Parkı davalarında yasalarca korunan örgütlenme ve ifade özgürlüğü gibi fiiller haksızca davalara gerekçe olarak kullanıldı.

– Gazeteciler benzeri görülmemiş baskıya maruz kaldı. Bazıları işten atıldı ve tehdit edildi.

– Eylemleri desteklediği düşünülen sağlık görevlilerini, gazetecileri, memurları ve sosyal medya kullanıcılarını cezalandırmak amacıyla da davalar açıldı.

Bu tespitlerin yer aldığı raporun ‘Türkiye’ye öneriler‘ başlığında, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun değiştirilmesi, Gezi eylemleriyle ilgili fikir açıklayanların yargılanmaması, sağlık hizmeti sunanlar hakkında davaların kaldırılması ve devlet görevlilerinin ihlalleri hakkında etkin soruşturma yürütülmesi talep edildi.